hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis vaillant servis eca servis ariston servis
 

BEDESTEN

Bedestenler, Kervansaraylar, Hanlar, Çarşılar, Köprüler, Ticarî ve Sosyal Yapılar, Ticaret Tarihi...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Çeşmeler
ÇEŞMELER ve SEBİLLER

İZMİR - GAFFARZADE SEBİLİ VE ÇEŞMESİ

E-mail Print PDF

GAFFARZADE SEBİLİ VE ÇEŞMESİ


Restorasyon sonrasında Gaffarzade Çeşmesi ve Sebili

Yüzyıllar boyunca kendilerine özgün mimarileriyle kentimizi zenginleştiren, yazın kavurucu sıcaklarında bir bardak soğuk su içmenin keyfini yaşatan sebillerin çoğu ne yazık ki zamana yenik düştü.

İzmir’de 20. yüzyıl başlarında sayıları 24 adet olan sebillerin sayıları giderek azaldı ve bu özel hatıralardan geriye sadece 4 tanesi kalabildi. Bunlar Kemeraltı veya diğer adıyla Sinan-zade sebili, Çakaloğlu Hanı girişindeki Gaffarzade Sebili, Kestelli’deki Katipoğlu Sebili ve Dönertaş Sebili'dir.
Türlerinin son temsilcileri olan bu sebillerin kent yaşamına döndürülmesi için harekete geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü Dönertaş ve Gaffarzade sebillerinin restorasyonu için Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yapılan protokol çerçevesinde restorasyon projelerini hazırladı. İzmir 1 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun onayı ile 2006 yılında restorasyon uygulamaları tamamlandı.


Restorasyon sonrası Çakaloğlu Hanı girişindeki Gaffarzade Çeşmesi

Gaffarzade Sebili'nin 19. yüzyıl başlarında daha eski bir tarihi olan Çakaloğlu Hanı ile yanında bulunan ve şu anda olmayan bir başka yapının oluşturduğu içköşeye yapılmış olduğu sanılmaktadır. Gaffarzade Çeşmesi'nin ise yine aynı yıllarda yapıldığı ve bir başka yerden alınarak, Çakaloğlu Hanı'nın cephesine yerleştirildiği sanılmaktadır.

Çakaloğlu Hanı girişinde Gaffarzade Çeşmesi ve Sebili

 

DÖNERTAŞ SEBİLİ

E-mail Print PDF

DÖNERTAŞ SEBİLİ


Dönertaş Sebilinin geçmişteki durumu

Dönertaş Sebili İsmail Rahmi Efendi tarafından 1814 yılında, babası Osmanzade Seyyid İsmail Rahmi Efendi adına yaptırılmış bir 19. yüzyıl su yapısıdır. Sebil günümüzde de çarşı niteliğini ve canlılığını koruyan Tilkilik semtinde bulunmaktadır. Adını köşesinde el ile döndürülebilen mermer sütundan almıştır. Bir zamanlar halk arasında, elle döndürülen bu sütun dönmez ise deprem olacağına dair bir inanış vardı. Sebil bulunduğu yer itibarıyla halk arasında bir nirengi noktası olarak da kullanılmaktadır. Dörtgen planlı sebilin üstü kubbeli olup, alaturka kiremit kaplıdır. İki pencere arasında ve köşeye konan, süslü başlıklı dönen yuvarlak mermer sütun ön yüzün çarpıcı bir öğesidir. Mermer kaplı cephe, bitkisel motifler, manzara ve hat bezemeler ile süslenmiştir.


Restorasyon sonrasında Dönertaş Sebili


Restorasyon sonrasında sebile adını veren Dönertaş


Restorasyon sonrası Dönertaş Sebili'nde rölyefler

Dönertaş Sebili restorasyonu ile yapının Anafartalar Caddesi'ne bakan yüzünde yer alan çeşme tekrar çalışır duruma getirildi. Yıllar sonra sebile adını veren dönertaş dönmeye başladı.

 

3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI)

E-mail Print PDF

3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI)

İstanbul’da Bâb-ı Hümâyun ile Ayasofya arasında XVIII. yüzyıla ait büyük meydan çeşmesi ve sebil.

Osmanlı dönemi Türk sanatının çeşme mimarisinde meydana getirdiği bir şaheser olan bu âbidevî çeşme, Sultan III. Ahmed tarafından yaptırılmıştır. Kitâbesinde belirtildiğine göre 1141 (172-829) yılında inşa edilmiş olup on dört kıtalık uzun tarih manzumesi Seyyid Vehbî’nindir. Ta‘lik hatla yazılan bu uzun kaside her cephede çeşmelerin üzerine ve sebillerin yukarılarına işlenmiştir. Marmara’ya bakan taraftaki kitâbeden öğrenildiğine göre bu eşsiz eserin yaptırılmasını Sadrazam Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa tavsiye ederek gerçekleşmesine ön ayak olmuştur. Bu manzumenin son tarih beyti bizzat III. Ahmed tarafından söylendiği gibi yine onun tarafından çeşmenin Ayasofya’ya bakan esas cephesinde boydan boya tek satır halinde celî-sülüs hat ile yazılmıştır. Bu husus, beytin altındaki ketebeden açıkça anlaşılmaktadır. Çeşmenin 1141 Ramazanında (Nisan 1729) henüz bitmediği, “saf, beyaz ve damarsız” mermerlerin acele olarak gönderilmesi isteğiyle Marmara nâibine yollanan bir belgeden öğrenilmektedir. Fakat Sultan III. Ahmed bu muhteşem eserin her bakımdan tamamlandığını göremeden, 1730 Eylülü sonunda Patrona Halil ayaklanması ile tahtını kaybetmiştir. Çeşmenin mimarının kim olduğu bilinmemektedir. Pek çok yerde eserin, III. Ahmed döneminde Hassa başmimarı Kayserili Mehmed Ağa’ya ait olduğu yazılmış ise de bu iddiayı destekleyen hiçbir kayda rastlanmamıştır. Sadece kısa bir arşiv kaydı, Mehmed Ağa’nın çeşmenin alem ve şebekelerinin yaldızlanması işini üstlendiğini bildirmektedir. İlk yapıldığından günümüze gelinceye kadar III. Ahmed çeşme ve sebilleri büyük bir değişikliğe uğramamakla beraber, yakından incelendiğinde bazı yerlerinde geç tarihlerde yapılmış ufak tamirlerin yamaları ve izleri görülmektedir.

III. Ahmed Çeşmesi dört cepheli bir meydan çeşmesi olarak tasarlanmıştır. Kare biçimli planında dört köşede, dışarı yarım yuvarlak çıkıntılar halinde taşan üçer şebekeli sebilleri vardır. Her cephenin ortasında ise birer çeşme bulunmaktadır. Çeşmelerin iki tarafında mihrap biçiminde birer niş vardır. Yalnız bir cephede bu nişlerin yerine birer kapı açılmıştır. Bu kapılardan girildiğinde ortadaki sekizgen hazne ile dış duvarlar arasında çepeçevre bir dehlizin dolaştığı görülür. Bu dehliz vasıtasıyla sebilciler köşelerdeki sebillere ulaşarak buradan gerekli hizmeti veriyorlardı. Çeşmenin üstü çok geniş saçaklı ve dışı kurşun kaplı ahşap bir çatı ile örtülüdür. Bu çatının ortasında sekiz cepheli bir kasnak üstünde dilimli bir kubbecik yükselir. Dört sebilin üstüne isabet eden yerlerde aynı biçimde fakat biraz daha ufak ve alçak dört kubbecik vardır. Yine kurşun kaplı olan bu beş kubbenin de tepelerinde, içlerinde oyma yazı olan altın yaldızlı tunç alemler yer alır.

Read more...
 

Hansaray - Gözyaşı Çeşmesi

E-mail Print PDF

Hansaray - Gözyaşı Çeşmesi

Hansaray - Gözyaşı Çeşmesi

Han Sarayı'nın içinde destansı bir çeşme: 'Gözyaşı çeşmesi'... Hala tüm şiirselliği ile bir köşede durmaktadır. Mermer işçiliğinin tüm inceliklerinin sergilendiği çeşme hala sessiz sessiz ağlar gibidir. Her ne kadar yeri değiştirilmiş olsa da, damla damla gözyaşlarını akıtırken çıkardığı akustikten eser kalmasa da dünya edebiyatının en ünlü şiirlerinden biri bu çeşme için kaleme alınmıştır. Çar'a başkaldırarak sürgün yıllarını Bahçesaray'da geçiren Puşkin, Han Sarayı'nın bir köşesinde kalırken 'Bahçesaray Çeşmesi' şiirini yazacaktır. Bu şiirde Bahçesaray ismini kullandığı için Ruslar Bahçesaray ismini değiştirmeye cesaret edemeyecektir. Akyar'ın Sivastopol, Akmescid'in Simferopol olmasının aksine... Bahçesaray tıpkı mermer çeşmenin gözyaşı dökmesi gibi içten içe gözyaşı dökerken ismini bu gözyaşları sayesinde koruyacaktır.

Tatar atlılarının cesur akınlarının nal seslerini hatırlatan dizelerinde Han Sarayı'ndaki hüzünlü bir öyküyü anlatacaktır Puşkin. Aslında şair, Bahçesaray Çeşmesi'nin hüznünde kendi Afrikalı köklerini de bulur. Puşkin'inki daha farklı bir hüzündür. Şairin, çeşmenin ve Bahçesaray'ın hüznü, Kırım hanlarının akınlarındaki uğultulardan süzülen şiirsel bir ahenge dönüşür.

Puşkin'in Bahçesaray çeşmesi şiirinin Kırım Tatar lehçesiyle çevirisinde atlarıyla uçarcasına baskına giden süvariler şöyle anlatılır:

'Han sarayı titislenip, boşap kaldı; / Kırım-Giray kene ketti onı taşlap;

Tümen-tümen askerinen yat illerge, / Yat illerge yolga çıktı sefer başlap.

O kene de kasırgalı soguşlarda / Küskünlenip, kanga suvsap at oynata,

Lakin hannın yureginde başka türlü / Duygularnın alevleri gizli yata.'

Bugünün Türkçesiyle Gözyaşı Çeşmesi'ne de şöyle sesleniyor Puşkin:

'Aşk fıskiyesi, ölümsüz çeşme! / Sana armağan olarak iki gül getirdim.

Seviyorum bitimsiz konuşmanı / Ve şiirsel gözyaşlarını senin.

Çiseyen gümüşsü tozların / Serin çiğlerle kaplıyor beni:

Ak, ak durmaksızın sevinçli pınar! / Anlat, anlat bana bildiklerini'

(Çeviri: Ataol Behramoğlu)


http://yenisafak.com.tr/yazarlar/AkifEmre/kirim-ikinci-endulus/50562

 

Osmanlı çeşmeleri restore ediliyor

E-mail Print PDF

Osmanlı döneminin önemli mimari eserlerinden olan İstanbul'daki Osmanlı çeşmeleri restore ediliyor

İstanbul'daki Osmanlı çeşmeleri restore ediliyor

Projeyi İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile İstanbul Ticaret Odası (İTO) birlikte yürütecek. İstanbul Ticaret Odası'nın 1 milyon TL'lik kaynak ayırdığı projede çeşmelerin restorasyon işlerini ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Uygulama Denetim Bürosu (KUDEP) yürütecek. İBB ile İTO arasında başkanlar düzeyinde imzalanan protokole göre, bugüne kadar 43 çeşmenin restorasyon işlemlerinin tamamlandığı, 23 çeşmede ise çalışmaların devam ettiği belirtiliyor. İstanbul'da 11 bin 441 tescilli tarihî yapı bulunuyor. Sadece Kadir Topbaş döneminde 60 eserin ihyası için 80 milyon TL'lik bütçe ayrıldı. 70 milyon TL'ye mal olacak 20 eserin restorasyon çalışmaları da devam ediyor. 

İTO ayırdığı 1 milyon TL'lik bütçe ile bu yıl içinde 15 çeşmeyi restore ettirecek. Restorasyon sonrasındaki 3 yıllık süreçte de bakımlarını yine İTO üstlenecek. 

İTO'nun restorasyonunu üstlendiği çeşmeler şunlar; "İbn'ül Emin Ahmet Ağa Çeşmesi (Üsküdar), Kassam Çeşmesi (Üsküdar), Şehzade Numan Çeşmesi (Üsküdar), Bekardere Çeşmesi (Üsküdar), Şehzade Seyfettin Çeşmesi (Üsküdar), Mehmet Ağa Çeşmesi (Fatih, Kapı Ağası Çeşmesi (Fatih), Arapzade Abdurrahman Efendi Çeşmesi (Fatih), Sıbyan Mektebi Çeşmesi (Fatih), Bekir Ağa Çeşmesi (Fatih), Süleymaniye Su Haznesi -Hesap Çeşmesi (Fatih), El Hac Yakup Efendi Çeşmesi (Fatih), Mesih Paşa Çeşmesi (Fatih), Kaptan-ı Derya Sadrazam Hüseyin Paşa Çeşmesi (Fatih), Poligon Çeşmesi - İttifak Çeşmesi (Kağıthane)

Zaman/Muzaffer Salcıoğlu

 
  • «
  •  Start 
  •  Prev 
  •  1 
  •  2 
  •  Next 
  •  End 
  • »


Page 1 of 2


nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat