hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis vaillant servis eca servis ariston servis
 

BEDESTEN

Bedestenler, Kervansaraylar, Hanlar, Çarşılar, Köprüler, Ticarî ve Sosyal Yapılar, Ticaret Tarihi...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

İPEK YOLU

E-mail Print PDF

 

1. Yüzyılda İpek Yolu

İpek endüstrisi, eski çağlardan beri birçok milletin hayatında çok önemli bir yer tutmuş; Uzak Doğudan gelen ipek ve baharat, Bat dünyası için, uluslararası ilişkilerde önemli bir rol oynamıştır. İpek, ayrıca, Doğu kültürünün Batı tarafından tanınmasını da sağlamıştır.

Doğunun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması, Çin'den Avrupa'ya ulaşan ticaret yolların oluşturmuştur. Orta Çağda, ticaret kervanları, şimdiki Çin'in Xian kentinden hareket ederek Özbekistan'ın Kaşgar kentine gelirler; burada ikiye ayrılan yollardan ilkini izleyerek Afganistan ovalarından Hazar Denizine; diğeri ile de Karakurum Dağlarını aşarak İran üzerinden Anadolu'ya ulaşırlardı. Anadolu'dan deniz yolu ile veya Trakya üzerinden karayolu ile Avrupa'ya giderlerdi.

Doğudan batıya doğru gelişen bu ticari harekette, daha önceki çağlardan beri kullanılmakta olan bir yol şebekesinden yararlanılmıştır. Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kağıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanında kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkan sağlayan bu binlerce kilometre uzunluğundaki kervan yolları, zaman içinde ''İpek Yolu'' olarak adlandırılmıştır.

İpek Yolu, Asya'yı Avrupa'ya bağlayan bir ticaret yolu olmasının ötesinde, 2000 yıldan beri bölgede yaşayan kültürlerin, dinlerin, ırkların da izlerini taşımakta ve olağanüstü bir tarihi ve kültürel zenginlik sunmaktadır. Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra, İpek Yolunun hem bir ticaret yolu, hem de tarihi ve kültürel değer olarak yeniden canlandırılması gündeme gelmiş, bu yol boyunca inşa edilmiş ve artık kullanılmayan yapıların, yeni işlevler kazandırılarak korunmaları ve yaşatılmaları için çalışmalar başlatılmıştır.

 

 

BÜYÜKÇEKMECE KÖPRÜSÜ - MİMAR SİNAN

E-mail Print PDF

 

BÜYÜKÇEKMECE KÖPRÜSÜ - MİMAR SİNAN

Günümüzde Büyükçekmece İlçesi ile Mimarsinan Beldesi'ni birbirine bağlayan köprü, Büyükçekmece Gölü üzerindedir. Köprünün yapımına, Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar Seferi'ne çıkarken başlanmıştır. Kanuni'nin ölümünden sonra II. Selim köprünün tamamlanmasını emretmiş ve köprü ilk defa Zigetvar Seferi dönüşünde kullanılmıştır. Mimar Sinan'ın ağzından yaşamını anlatan, Tezkiret-ül Bünyan adlı eserde, köprünün yapım aşamaları ayrıntılı olarak anlatılır; Sinan köprüden, en çok sevdiğim eserlerimden biri diye bahseder. Belki de bu nedenle üstüne imzasını attığını bildiğimiz tek yapısı Büyükçekmece Köprüsü'dür. Köprü sadece yaya trafiğine açıktır.

BÜYÜKÇEKMECE KÖPRÜSÜ - MİMAR SİNAN

 

AFYONKARAHİSAR - ANITKAYA KERVANSARAYI

E-mail Print PDF


Anıtkaya Kervansarayı;
Afyon ili, Merkez ilçeye bağlı, Anıtkaya kasabası içerisinde yer almaktadır. Eğimli bir alanda, dikdörtgen planlı ve kesme taş tekniği ile yapılmıştır. Taç kapısı çıkıntılı ve sütunlu yapılmış olup, hafif sivri kemerlidir. Kervansarayın üzeri düz dam tekniği ile kapatılmıştır.

Anıtkaya Kervansarayı - Önden Görünüm

Dikdörtgen planlı kervansaray yaklaşık, 10x12 m. ölçülerinde ve 120 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilmiştir. Dikdörtgen kesitli kalın moloz taş üzerine, kesme taş tekniği ile yapılan duvarlar, dam üzerinden biraz daha yüksekte yer almaktadır. Kervansarayın arka duvarının, orta bölümü diğer duvarlara oranla biraz daha yüksekçe yapılmıştır. Her iki yan duvarlarda ise yağmur sularının dışarı atılması için yapılmış taş oluklar bulunmaktadır. Yan duvarların birisinde ise mazgal penceresi bulunmaktadır. Kesme taş kaplamalar arasında devşirme malzeme olarak antik mimari parçalar göze çarpmaktadır. Öne ve yukarıya doğru çıkıntılı olarak yapılan taç kapısı dikdörtgen biçimindedir. Arazinin eğimi de göz önünde bulundurularak zeminden yüksekçe yapılan taç kapısının her iki yanında, göze hoş gelecek şekilde üç ayrı yükseklikte üç sütun yer almaktadır. Yine benzer şekilde sivri kemerli olarak yapılan giriş kapısı üzerinde iki küçük sütunca ve sütunca başlıklı, basık kemerli pencere şeklinde yazıt yeri bulunmaktadır. Girişte başlıklı olarak yerleştirilen sütunların üzerine kesme taştan, sivri kemerli taç kapısı oluşturulmuştur. Sütunların arası ve duvara gelen bölümleri kesme taş ile doldurulmuştur. Sivri kemerli portal kapısından girildiğinde, kare biçimli, kesme taş kaplamalı, dört çift fil ayağı üzerine oturtulmuş, dört bir yana açılan sivri kemerle üç bölümlü iç mekana geçilmektedir. Bölümler tonozlarla örtülmüştür.

Anıtkaya Kervansarayı - Köşeden Görünüm

Kendine özgü yapı biçimi, tarih içerisindeki yol güzergahları göz önünde bulundurulduğunda, Germiyan Beyi Süleyman Bey’in Afyonla olan ilişkisi nedeniyle Kütahya-Afyon arasındaki bu kervansarayı yaptırmış olabileceği tahmin edilmektedir.

Beylikler dönemi, Germiyanoğlu Beyliği’ne ait olabileceği tahmin edilen Kervansaray’ın 14. yüzyılda yapıldığı ve 600 yıllık bir geçmişinin olduğu söylenebilir.

Read more...
 

OSMANLI'DA BEDESTENLER

E-mail Print PDF


Dr. Nazım İNTEPE

Bir devleti canlı organizmaya benzetirsek, o devletin hayatta kalması için, solunum sisteminden, boşaltım ve dolaşım sistemine kadar çok sayıda fonsiyonun birlikte icra edilmesi gerekir. Bu açıdan baktığımızda, Osmanlı Devleti sadece dinî hayat askerlik ve eğitim ile değil, köklü ticarî gelenek ve müesseseleriyle de öne çıkmıştır. Altı yüz yıllık Osmanlı tarihinde, devleti idare edenlerin sadece kışla, kale, medrese ve camiler inşa ettirmediğini, ticarî hayatı geliştirmek ve yönlendirmek için şuurlu bir şekilde kervansaraylar, hanlar, bedesten ve çarşılar da inşa ettirdiklerini görüyoruz.

Geniş bir coğrafyada hüküm süren Osmanlı’da ticarî malların toplandığı, değerlerinin tespit edildiği ticaret merkezi ve borsa olarak bedesten ve han modelleri ortaya çıkmıştır. Bu modeller kuruluş döneminde, önce Bursa ve Edirne’ye; sonra geliştirilerek İstanbul ve bütün ülke geneline yayılmıştır. Bedesten; “çarşı, borsa, ticaret merkezi” mânâlarına gelmektedir. Arapça ve Farsçada kullanılan “bezzasistan, bezistan” (bez kumaş alınıp satılan yer) kelimesinden gelmektedir. Bedestene kale içi mânâsına gelen “kayseriyye” de denmiştir. Bedesten şehirler arası ve milletler arası ticaretin yapıldığı yerdir ve her zaman, şehirlerin ticaret merkezi hükmünde olmuştur. Bu yönleriyle de bedestenler, şehrin en önemli yapıları arasında yer alır.

Devamını oku...

 

İZMİR KEMERALTI'NA YENİ GÖRÜNÜM

E-mail Print PDF


Kemeraltı ÇarşısıKemeraltı’nın ‘kurtuluş’ projesi olarak başlatılan ‘cephe düzenleme projesi’nin ilk etabı tamamlanırken, Koruma Bölge Kurulu, Büyükşehir Belediyesi’nin 2. etap için sunduğu projeyi de onayladı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Kemeraltı Anafartalar Caddesi Cephe Düzenleme Projesi’nin ikinci etap çalışmaları için hazırladıkları projeyi, İzmir 1 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na sunduklarını ve projenin Kurul tarafından onaylandığını belirtti. Başkan Aziz Kocaoğlu, “Vakit kaybetmeden ihaleye çıkacağız ve çalışmalara başlayacağız. Kemeraltı Çarşısı’na gidenlerin de gördüğü gibi cephelerini düzenlediğimiz binaların tarihi dokuları günyüzüne çıktı. Bu yaz İzmir’e gelen yerli ve yabancı turistleri bambaşka bir Kemeraltı karşılayacak. Tarihi çarşı, gelip de görenlerin memleketlerine gittiğinde anlatacağı, anı olarak fotoğraflarının ve görüntülerinin çekileceği bir mekan haline geliyor. Bundan da İzmir turizmi ve tüm kentli kazançlı çıkacak” diye konuştu.

Read more...
 

BALKANLARDA SON OSMANLI TOPRAĞI: ADAKALE

E-mail Print

Adakale Tuna Nehri üzerinde yer alan ve bu nehrin üzerinde kurulan barajın suları altında kalan tarihi bir ada. Zamanında diğer isimleri "Caroline-Adası" ve "Yeni-Orschowa" olmuştur.

1960'lı yılların sonlarına kadar 1000 kadar Türk'ün yaşadığı 160.000 m² yüzölçümündeki Adakale'de bir cami, bir Vauban stilinde inşa edilmiş bir kale, küçük ortodoks bir kilise, pazar yeri ve birkaç kahvehane bulunmaktaydı. Adada yaşayan Türkler tütün ekimi, kayıkçılık ve ticaretten geçimlerini sağlarlardı.

Adanın Osmanlılar tarafından ne zaman fethedildiği tam olarak bilinmiyor. Yalnız bazı bilgiler doğrultusunda, adanın Osmanlı fethi öncesi bir korsan yatağı olduğunu göstermektedir. Ada, ancak 17. Yüzyılda, yani çevresinin tamamen Osmanlı toprağı olmasından yaklaşık 2 asır sonra arşiv belgelerine yansır. Bu sırada Adakale Avusturyalıların eline geçmiştir ve Belgrad'ın yeniden fethinden sonra sadece 400 kişilik bir birlik gönderilerek 1691'de geri alınır.

Ada uzun süre Osmanlıların Avrupadaki önemli savunma noktalarından biri oldu. 18. yüzyıl başlarında yeniden Avusturyalıların eline geçirilen Adakale 1738'de, Sultan I. Mahmud dönemimde Osmanlı sınırlarına tekrar dahil edilir. Mühimme Defteri'ndeki bir kayıtta Adakale bizzat padişahın diliyle, "kilid-i memleket-i Erdel ve Macar ve miftah-ı ülkât-ı Belgrad ve Tamşıvar", yani Macaristan'ın kilidi ve Sırbistan ve Romanya'nın anahtarı diye zikredilmiştir. Osmanlı Devleti 93 Harbi ile beraber bölgedeki topraklarını kaybetmesine rağmen Berlin Antlaşmasında ismi geçmediği için Adakale Osmanlı idaresinde kalmaya devam etti. Adada yaşayan halk II. Meşrutiyet'in ilanından sonra yapılan seçimlere de katıldı. 12 Mayıs 1913'te Avusturya-Macaristan tarafından işgal edilen ve Macaristan kısmına bağlanan, Adakale 1923 Lozan Antlaşması ile Romanya idaresine bırakıldı.

Adakale 1967'de Romanya ve Yugoslavya'nın ortaklaşa Tuna nehri üzerinde inşa ettiği barajın suları altında kaldı. Adada yaşayan Türklerin büyük bir kısmı Türkiye'ye az bir kısmı ise Köstence ve Bükreş'e göç etti. Günümüzde bir Türk firması, Romanya hükümetinin de yardımlarıyla bölge yakınındaki Şimian adasında Adakaleyi yeniden inşa etmek için çalışmalara başladı.

Ayrıca bakınız:

  • Mustafa Armağan, "Geri gel ey Osmanlı!", Ufuk Kitap, Ekim 2007, s. 56-62.
  • Pasztor Arpad, "Macaristanda Türk dünyasının son günleri", Yeni Tarih Dünyası, Sayı: 7, 17 Aralık 1953, s. 287-289.
  • Raşit Çavaş, "Adakale'nin Romanya'ya verilmesi tartışması", Toplumsal Tarih, Sayı: 78, Haziran 2000, s. 4-12.
  • Hayri Gül, "Kale yıkıldı, hatıralar kaldı: Adakale", Zaman/Turkuaz eki, 26 Haziran 2005.
  • Cemal Kutay, "Bildiğimizden başka ve söylenmesi yasak Plevne", Tarih sohbetleri 1, Istanbul 1966, s. 148.
  • Mehmet Önder, "Ramazan'da sulara gömülecek olan bir Türk kasabası: Adakale", Türk Kültürü, Sayı: 54, Nisan 1967, s. 427-433.

Siteler

"http://tr.wikipedia.org/wiki/Adakale" adresinden alındı.

 

Osmanlı Devleti'nde Ticaret - 2

E-mail Print PDF


Kanuni Devrinde İstanbul'un Ticari Durumu


İstanbul'un iaşe işlerini devlet üzerine almıştı. Diğer bir çok konularda olduğu gibi bu meselede de sıkı bir devletçilik cari idi. Yani, şimdi liberal ticaret veya devletin dış ticareti kendi yapması gerektiği münakaşaları arasında, XVI. asırda uygulanan sistemi bilmek enteresandır ve bize bazı bakımlardan ışık tutabilir.

İstanbul şehrine lüzumlu olan buğday, et, erzak Rumeli şehirleri ile Marmara sahillerinden, Karadeniz kıyısındaki memleketlerden, pirinç, mercimek Mısır'dan, yağ Kefe'den getirtiliyordu. Rodoscuk yani Tekirdağ Marmara'da en mühim ticaret merkezi idi. Zira, İstanbul'un iaşesini, en çok bu denizdeki iskeleler sağlardı.

Hükümet, İstanbul'da ve vilayetlerde buğday fiyatlarını tayin eder, narh koyar, furunlara mahsus unlar değirmenciler vasıtasiyle temin edilirdi, (tahhan-değirmenci). Bazen kıtlık olan eyaletlerde buğday ve arpa fiyatı artardı. Mesela h. 972 de (1564) Mısır'da kıtlık olmuş, buğday ve bakliyat fiyatı artmış, bununla ilgilenen Divan-ı hümayun durumu düzeltmek üzere alakadarlara, Mısır beylerbeyine ve defterdarına bir hüküm göndermişti.

Read more...
 

Osmanlı Devleti'nde Ticaret - 1

E-mail Print PDF


İKTİSADİ DURUM


(XIV., XV. ve XVI. Yüzyılllar)

Osmanlı devleti kurulduğu sıralarda çevresinde ki hükümetlerde, Anadolu Selçukluları zamanından beri devam edip gelen iktisadî hareketler devam ediyordu; henüz küçük olan Osmanlı beyliğinin Marmara ve İstanbul taraflarına doğru genişlemesi ve Bizanslıların mühim şehirlerinden olan Bursa, İznik ve İzmit'in alınması Türklerin buradaki iktisadî durumdan istifadelerini temin ettiği gibi aynı zamanda bu vaziyeti genişletmelerine de sebep olmuştu; bilhassa önemli bir iktisadî merkez olan Bursa'nın önemi Bizans devrine nisbetle çok artmıştı. Her türlü mallar ve bu meyanda ipek, yün ve pamuklu kumaşlar, beyaz sabunlar hariçten gelen tüccarlara satılıyordu. Suriye'den kaba ipek getiren ticaret kervanları veya hacı kafileleri ile Ceneviz, Floransa ve İspanya tüccarları her türlü kolaylıkla alışverişlerini yapıyorlardı; pirinç boldu, Karamürsel, Kartal ve Pendik gibi yerlerde Türk halıları dokunuyordu.


Osmanlı'da İpek, İpekli ve Pamuklu Dokumalar

Osmanlı hududu genişledikçe Anadolu beyliklerinden alınan şehir ve kasabalardaki çok sayıda çeşitli müesseseler Osmanlılara geçiyordu; Denizli ve Alaşehir'in kırmızı dokumaları ile Akalemli bezleri ve beyaz renkli sarıklık tülbentleri bu cümledendi. Sultan Murad Hüdevendigâr başına Germiyan bezi denilen ve ince beyaz renkli olan bu tülbendi sarardı; bundan başka Germiyanili'nin Akalemli dokuması hil'at yani üst elbisesi olarak giyilirdi; Alaşehir'le Balıkesir'in ipekleri hem iç ve hem dış piyasada sarfedilen metalardandı. Şöhretini son zamanlara kadar muhafaza etmiş olan Ankara sofu ile yine aynı isim altında Tosya, Kalecik, Ayaş ve Sivrihisar'da dokunan sof ve muhayyer denilen kumaşlar üst elbisesi olarak giyilirdi. Bilecik'te, kadife ve ibrişim işlenilirdi.

Read more...
 

Rumeli’de Osmanlı Mirası

E-mail Print PDF


Üç fotoğraf sanatçısı Osmanlı’nın Rumeli’deki cami, zaviye, medrese, han, hamam, çeşme, su kemeri, köprü, bedesten ve kalelerden oluşan kültürel mirasını fotoğrafladı.

İLHAM KAYNAĞI EVLİYA ÇELEBİ

Rumeli’de Osmanlı MirasıAhmet Kuş, Feyzi Şimşek ve İbrahim Dıvarcı’nın birlikte gerçekleştirdiği çalışma, ‘Rumeli’de Osmanlı Mirası’ adıyla kitaplaştırıldı. Üç cilt olarak hazırlanacak çalışmanın birinci cildinde Arnavutluk ve Makedonya’da bulunan 217 eser yer alıyor. Çalışma 2010 yılına kadar tamamlanacak ve Osmanlı’nın Rumeli’deki eserlerinin yüzde 95’i kayıt altına alınmış olacak. İbrahim Dıvarcı, Ahmet Kuş ve Feyzi Şimşek, Rumeli topraklarını adım adım dolaştı, Hazinedaroğlu İnşaat Grubu tarafından finanse edilen çalışmanın birinci ayağında Arnavutluk ve Makedonya’da bulunan 217 eseri fotoğraflandı ve kitaplaştırıldı. Arnavutluk ve Makedonya’da Osmanlı döneminden günümüze ayakta kalmış ve Osmanlı mimarisine ait eserlerin fotoğraflarının yer aldığı çalışma, Osmanlı tarih ve mimarisine ilgi duyanlar için titizlikle hazırlanmış görsel bir kaynak niteliği de taşıyor. Danışmanlığını Prof. Dr. Haşim Karpuz’un yaptığı Rumeli’de Osmanlı Mirası fotoğraf albümü Türkçe-İngilizce olarak hazırlanmış.

Fotoğrafçı Ahmet Kuş, esere Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nin ilham olduğunu anlatıyor. Bu alanda daha önce yapılan çalışmaların maddi olanaksızlıklar nedeniyle hedefine ulaşamadığını belirten fotoğrafçı, özel sektörden destek aldıkları için kendilerini şanslı görüyor. Ekrem Hakkı Ayverdi’nin yapmış olduğu saha çalışmalarının da işlerini oldukça kolaylaştırdığını belirten Kuş, Rumeli’de Osmanlı Mimarisi kitabının gelecek yıllarda yapılacak çalışmalara rehberlik edeceği inancında.

Read more...
 

Bilecik-Vezirhan'daki Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı Restore Edildi

E-mail Print PDF


Vakıflar Genel Müdürlüğü, Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından 17. yüzyılda Bilecik'te yaptırılan, ancak günümüze sadece 4 duvarı ulaşabilen kervansarayı restore etti.

Vezirhan Kervansaray - Eski haliSadrazamlığa geldiğinde, ''devletin kendisinden gösteriş değil, hizmet beklediğini'' belirten, hayatının sonuna kadar da bu düstura uymak için kendi adına vakıflar kuran Köprülü Mehmet Paşa, bu kapsamda Bilecik Vezirhan'da, İpek Yolu kervanlarının konakladığı kervansaray inşa ettirdi.

Yıllara meydan okuyan, restorasyona tabi olmadan 20. yüzyıla kadar ulaşan kervansarayın çatısının çökmesi üzerine, sadece 4 duvarı ayakta kaldı.

Vakıflar Genel Müdürlüğünün, âtıl ve yıkıntı durumundaki vakıf eserlerini ayağa kaldırılmak için başlattığı restorasyon çalışmaları kapsamında projesi hazırlanan ve restorasyonuna başlanan kervansaray, 5 milyar TL harcanarak 3 yılda restore edildi.

Vezirhan Kervansaray - Yeni haliKuruluş amacına uygun şekilde 36 odalı butik otele dönüştürülen Kervansaray, 400 yıl sonra yeni misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor.

Vezirhan'da, İstanbul yolu üzerinde bulunan tarihi kervansarayın, butik otel olarak kiraya verilmesi için 22 Ekimde kiralama ihalesi yapılacak. Senelik olarak kiralanacak butik otelin, rayiç bedeli olarak aylık 13 bin TL belirlendi.

Vakıflar Genel Müdürlüğünün, vakıf eserlerini kuruluş amacına uygun olarak gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla başlattığı çalışmalar kapsamında, 2003'den bugüne kadar 3 bin 363 vakıf eseri restore edildi.

Read more...
 

Balkanlar’daki İlk Osmanlı Faaliyetleri

E-mail Print


Balkanlarda Osmanlı EserleriABD’nin Princeton Üniversitesi’nde Osmanlı ve modern Türk tarihi araştırmalarıyla bilinen ünlü tarihçi Prof. Dr. Heath Lowry, "Osmanlı’nın kalıcıyız mesajını vermek için Balkanlar’da yüzlerce köprü, han, cami, kervansaray yaptırdığını, günümüzde bu eserlerin milliyetçi akımlar sebebiyle yok edildiğini fakat İstanbul’da Türklerin Bizans eserlerini 550 yıldır muhafaza ettiğini" söyledi.

Uludağ Üniversitesi’nde "Balkanlar’daki ilk Osmanlı faaliyetleri" konulu Türkçe bir konferans veren Prof. Dr. Lowry, son yıllarda Balkan ülkelerinde yaptığı araştırmalarda elde ettiği belgeleri anlattı. Daha önce birçok defa araştırma yapmak üzere Bursa’ya geldiğini ve artık kendini Bursalı gibi hissettiğini belirten Prof. Dr. Lowry, Osmanlı’nın Anadolu’nun dörtte üçüne hakim olmadan Balkanlar’da zaten imparatorluk kurduğuna dikkat çekti. Bu durumu Osmanlı tarihi açısından çok önemli gördüğünü belirten Lowry, "Devletin temellerinin en önemli unsur olduğuna dikkat etmek lazım. Çünkü eğer benim ileri sürmeye çalıştığım tez doğruysa, yani bu devletin temellerine de bakmak lazımsa o zaman bu temelleri Balkanlar’da bulacağız. Osmanlılar 1326’da Bursa’yı alarak başladılar ama hemen sonra Balkanlar’a yayıldılar. Ben de bundan yola çıkarak Meriç’ten Adriyatik Denizi’ne kadar araştırmaya karar verdim. 5 senede 12 kez Batı Trakya ve Doğu Makedonya’ya gittim. Gördüm ki, 1288’de Balıkesir’de doğan ve Vardar Yenice’de ölen Gazi Evrenos her yere kervansaray yaptırmış ve damgasını vurmuş. Şimdi ayakta kalan yapılardan ve onun aile şeceresinden bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz. Bugün Bursa’da bile 17-18. kuşaktan Evrenosoğulları yaşıyor. Onların dedeleri de mübadele sırasında aileye ait bazı belgeleri ve eşyaları Topkapı Sarayı Müzesi’ne teslim etmiş. Şimdi ben bunları da araştıracağım" diye konuştu.

Read more...
 

PARİS'TE BİZANS'TAN İSTANBUL'A SERGİSİ

E-mail Print PDF


"İKİ KITANIN LİMANI"


İki Kıtanın Limanı: İstanbul

Paris'in en prestijli sergi mekânlarından Grand Palais'de yapılan sergi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin gerçekleştirdikleri ziyaretle resmen açıldı. Sergi, Fransa'da 1 Temmuz 2009 - 31 Mart 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilen Türkiye Mevsimi etkinlikleri kapsamında yapılıyor. Organizasyon, Türkiye ve Fransa'nın Dışişleri ve Kültür Bakanlıkları'nın himayesinde, İKSV ve Culturesfrance'ın işbirliğiyle düzenleniyor.

"Bizans'tan İstanbul'a: iki kıtanın limanı" başlıklı sergi Fransa Ulusal Müzeler Birliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın desteğiyle gerçekleştiriliyor. Türkiye Mevsimi Sergiler Direktörü ve Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer'in küratörlüğünde düzenlenen sergi, İstanbul'un sekiz bin yıllık tarihine tanıklık ediyor.

Read more...
 


Page 16 of 17


RESTORASYON / KORUMA

ARKEOLOJİ

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

We have 185 guests online

nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat