hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis vaillant servis eca servis ariston servis
 

BEDESTEN

Bedestenler, Kervansaraylar, Hanlar, Çarşılar, Köprüler, Ticarî ve Sosyal Yapılar, Ticaret Tarihi...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Kırşehir Kalehöyük Müzesi Avrupa'da yarışacak

E-mail Print PDF

Kırşehir Kaman'daki Kalehöyük Arkeoloji MüzesiKırşehir Kaman'daki Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, "Avrupa'da Yılın Müzesi 2012" yarışmasında, Avrupa müzeleriyle yarışacak. Japon hükümetinin karşılıksız kültürel hibe programıyla inşa edilen, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından teşhir, tanzim ve çevre düzenlemesi yaptırılan, Türk-Japon dostluğunun sembolü kabul edilen ve geçen yıl "En İyi Yeşil Müze" ödülü alan Kalehöyük Müzesi, 2012 yılı için Avrupa'nın en iyi müzeleri yarışmasına aday gösterildi. Kırşehir Müze Müdürü Adnan Güçlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1986 yılında başlanan kazı çalışmaları sonucunda, M.Ö. 23. yüzyıla (Eski Tunç Çağı) kadar uzanan tarihi bulgulara rastlanan Kalehöyük'teki müzenin, mimari projesi ile farklılık taşıdığını vurguladı. Türk-Japon dostluğunun simgesi de olan müzenin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından European Museum Forum'a başvurularak, ''Avrupa'da Yılın Müzesi 2012'' yarışmasına aday gösterildiğini belirten Güçlü, şu bilgileri verdi:

"Geçen yıl Temmuz ayında açılan Kalehöyük Arkeoloji Müzesi, aynı yıl, Amerika'da 1950'li yıllardan itibaren verilen 'En İyi Yeşil Müze' ödülünü aldı. Pek çok ziyaretçi ve özellikle mimar,uluslararası ödüle sahip müzeyi görmeye geldi. Müzemiz doğayla bir bütünlük arz ediyor. Japon Bahçesi içerisinde yeşili bol bir müze. Ayrıca Bakanlığımız tarafından 2012 yılı için Avrupa'nın en iyi müze yarışmasına aday gösterildi. Bu ödülü de alacağımızı düşünüyoruz."

Read more...
 

BURSA - BALİ BEY HANI

E-mail Print PDF

BURSA - BALİ BEY HANI

BURSA - BALİ BEY HANI

Malkoçoğlu Bali Bey tarafından yaklaşık 500 yıl önce yaptırılmıştır.

Kapalıçarşı'daki ticari faaliyet için kent dışından gelen kafilelere hizmet etmesi amacıyla, çarşının karşısına, Gazi Timurtaş Paşa ve Okçu Baba Türbelerinin arasına yaptırılan üç katlı handa eski belgelere göre 64 oda bulunmaktadır. O dönemde vakıf olarak yaptırılan bu hanın gelirleri, Bali Bey'in Yenişehir'deki mescit ve imaretinin giderlerini karşılamaktadır.

Yapıldığı dönem için, şehrin plazası olarak nitelendirilebilecek olan Balibey Han'ın; 1950'li yıllarda bazı bölümlerinin sığınak, 1970'li yıllarda ise bir bölümünün kahvehane olarak kullanıldığı bilinmektedir.

BURSA - BALİ BEY HANIBalibey Han'ın büyük bölümü günümüze kadar ayakta kalmıştır. Sadece Kırkmerdivenlerin yapılması sırasında kısmen yıkılmıştır. Bir de yola bakan bölümleri yıkılmıştır. Vakıflara ait olan han, restorasyon yapılması için belediyeye tahsis edilmiştir. 1692, 1634, 1748 tarihlerinde kısmi tamirler yapılmıştır.

1984 yılında Hisar düzenlemesi kapsamında yapılan kazı çalışmaları sonucu kemerleri ortaya çıkarılan Bali Bey Han, zamanının önemli ticari mekânlardan biridir.

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmaları ile 2006 yılında restore edilmeye başlanmış ve 2009 yılında Balibey Han Geleneksel El Sanatları Çarşısı olarak şehriyle buluşturulmuştur.

1. ve 2. katları ise 26.12.2009 tarihinden itibaren Geleneksel El Sanatları Çarşısı olarak kullanılmaktadır. El sanatlarının gelecek nesillere aktarılmasına imkân sağlayan çarşıda bir birinden farklı sanat dalları yer almaktadır.

Read more...
 

İZMİR - KIZLARAĞASI HANI

E-mail Print PDF

İZMİR - KIZLARAĞASI HANI

İZMİR - KIZLARAĞASI HANI

KIZLARAĞASI HANI, İzmir’deki hanların en büyüğü ve en görkemlisidir. Anıtsal bir özelliğe sahip olduğu gibi, mimari özelliği bakımından tek örnek olması Osmanlı hanları arasında ona özgünlük kazandırmaktadır.

YAKUP BEY tarafından, 1598 yılında yaptırılan ve günümüzde İzmir'in en büyük camisi olan Hisar Camisi'nin batı yanının birkaç metre yakınma inşa edilmiştir. Bu kesim Han'ın doğu tarafını oluşturmaktadır. Batı cephesi, Halimağa çarşısının karşısında, eski keresteciler, bugünkü 871. sokak üzerindedir.

Vaktiyle deniz kenarında inşa edilen Han zamanla denizin dolması veya doldurulması sebebiyle sahilden 200 metre kadar uzak kalmıştır.

KIZLARAĞASI HACI BEŞİR AGA'nın yaptırdığı Han'ın inşa kitabesindeki tarihe göre 1744 te bina edildiği kesin olarak anlaşılmaktadır. 1745 yılında heyelan nedeniyle Han cephesinde önemli derecede çökme ve yıkılmalar olmuşsa da Han derhal onarılmıştır. 1778 tarihinde vuku bulan yer sarsıntısından, Han büyük ölçüde hasara uğramış, 1779 yılında ikinci defa ve esaslı olarak onarılmıştır.

Read more...
 

İZMİR - KONAK (YALI) CAMİİ

E-mail Print PDF

İZMİR - KONAK (YALI) CAMİİ

Foto: Haluk CMRTL    

Yalı Camii'nin hangi tarihte kim tarafından yapıldığına dair kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Yurt Ansiklopedisi ''İzmir'' maddesinde yer alan 1774 yılında Katipzade Mehmet Paşa'nın karısı Ayşe Hanım tarafından yaptırıldığı görüşü, İzmir Tarihi yazarı H. Gültekin'in bir kaynak göstermeden verdiği bilgilere dayanıyor..

Bilim adamı M. Aktepe'nin Ankara ve İzmir'de vakıf defterlerinde yapmış olduğu incelemeler sonucunda, o yıllarda İzmir'de Ayşe Hanım adında hayırsever bir hanım bulunduğu, bu hanımın, deniz kıyısında bir medresesi olduğu ve ayrıca dedesinin medresesinin avlusunda bir cami inşa ettirdiği anlaşılmaktadır. Nitekim Nihat Aytürk ile Bayram Altan'ın birlikte hazırladıkları Türkiye'de Dini Ziyaret Yerleri kitabının 207. sayfasında caminin inşa tarihi 1755 olarak verilmektedir. Medrese yapısı ise, şu anda yoktur. Tarihi kesin olarak belli olmasa da, caminin bir 18. Yüzyıl yapısı olduğu anlaşılmaktadır.

Prof. Metin Sözen bu caminin onarımını Mimar Tahsin Sermet'e atfetmektedir, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Vali Rahmi Bey'in camiyi onarttığı bilinmektedir. Caminin kapısı üzerinde bulunan mermer süslemeler ile Mimar Tahsin Sermet'in yaptığı Millî Kütüphane ve Millî Sinema'daki mermer süslemelerin benzerliği göz önüne alınırsa, bu onarımın Mimar Tahsin Sermet tarafından yapılmış olduğu düşünülebilir. 1964 yılında yapılan son onarımda ise caminin cephesinde bulunan Kütahya çinilerinin büyük bir bölümü sökülmüş, yalnızca pencere ve kapı sövelerindekiler bırakılmıştı, iç süslemeleri oluşturan malakari bordürler de değişik tarihlerde yapılan sıvalarla kısmen kapanmıştır.

Kaynak: http://www.konak.bel.tr

 

NİĞDE - ALAADDİN CAMİİ

E-mail Print PDF

NİĞDE - ALAADDİN CAMİİ
NİĞDE - ALAADDİN CAMİİ

Klasik Selçuklu mimarisinin erken örneklerinden biri olan Niğde Alaaddin Camisi, Alaaddin Keykubat zamanında, Abdullah Bin Beşare tarafından 1223 yılında yaptırılmıştır. Mimarı, Sıddık Bin Mahmut ile kardeşi Gazi'dir.

Doğu cephesinde bulunan ve duvar yüksekliğini aşan portali, bezemelerin en yoğun olduğu yerdir. Pek az boşluk kalacak kadar geometrik (yarım daire, yarım yıldız, sekiz kollu yıldız v.s.) motiflerle işlenmiştir. Portal nişi 7 sıra mukarnaslıdır. Niş üzerindeki 3 satırlık kitabe caminin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı hakkında bilgiler içermektedir. Kitabenin ¡k¡ yanında bulunan ¡k¡ kabartma araştırmacılar tarafından kadın başı ya da arslan başı olarak yorumlanmaktadır. Basık kemerli giriş kapısının kemer taşlarının uçları testere dişi biçimindedir. Kuzeydoğu köşesindeki minarenin yanında, daha küçük ikinci bir portal daha bulunmaktadır.

Cami kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Yapı iki sıradan dörder ayakla üç nefe ayrılır. Diğerlerine nazaran daha geniş olan orta nefin tavanı dört mukarnas sırası ile örülmüş ve burada aydınlık feneri bulunur.

Mihrap önü tavanı yan yana üç kubbe ile örtülüdür. Batıdaki kubbe sekiz bölümlü mukarnaslı tromplara sahiptir. Doğudaki kubbe ise iki pandantif ve iki tromp üzerine oturur. Mihrap nişi beş köşeli ve mukarnaslıdır. Yan bordürlerde geometrik motifler yoğunluktadır.

Alaaddin Camii, taş işçiliği, orijinal minaresi, iç mekandaki kubbe sayısının artışı ve aydınlık feneriyle Anadolu Selçuklu camilerinin en ¡y¡ örneklerindendir.

 

Read more...
 

İSTANBUL - YENİKAPI MEVLEVİHANESİ

E-mail Print PDF

İstanbul

Yenikapı Mevlevihanesi, Mevlevî tarikatının İstanbul'da Galata Mevlevihanesi'nden sonra faaliyete geçirdiği ikinci dergâhtır. Merkez Efendi Mahallesi sınırları içinde yer alan mevlevîhane, tarikatın "Âsitâne" olarak kabul ettiği büyük ölçekli külliyelerinin başında gelir. Merkez Efendi Mahallesi'nde Mevlevihane Caddesi üzerinde bulunan Yenikapı Mevlevihanesi uzun yıllar Mevlevi tarikatının önemli merkezlerinden biri olmuştur.

İstanbul'un beş önemli Mevlevihanesinden biri olan Yenikapı Mevlevihanesi Osmanlı tekke mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan güzel bir örnektir. Yenikapı Mevlevihanesi ismini bugün "Mevlanakapı" olarak bilinen sur kapısından almıştır.

Sünbül Efendi aracılığıyla tarikata giren ve Mevleviliğe intisap eden Yeniçeri Katibi Malkoç Mehmed Efendi tarafından, yoğun iskan sahalarına uzaklığı sebebiyle sur dışında inşa edilen Mevlevihane 1597 yılı Recep ayında açılmıştı. Malkoç Mehmed Efendi'nin hacca giderken Konya'ya ulaştığında "Vatanımıza selametle kavuşmak nasip olursa, Mevlevilere İstanbul'da bir zaviye yaptırayım" diye adakta bulunduğu, dönüşünde de adağını yerine getirip bu tekkeyi yaptırdığı şeklinde bir rivayet vardır.

İstanbul

İnşasından kısa bir süre sonra Yenikapı Mevlevihanesi, Mevleviliğin İstanbul'daki en önemli merkezi haline gelmiş, tekke tabiriyle "asithane" olarak faaliyet göstermiştir. Bugün Mevlanakapı olarak bilinen sur kapısı dışında bulunan Mevlevihane o dönemlerde hem halk hem de devlet ricali üzerinde etkili olmuş, devrin sadrazamı Mehmed Paşa, Yeniçeri Ağası Tırnakçı Hasan Ağa ve sair tarikat şeyhlerinin katıldığı gösterişli bir törenle açılmıştı. Bu ilk binanın müştemilatını semahane, mescid ve 18 adet derviş hücresi oluşturuyordu. Tekkenin ana binaları ise 17. yüzyılda inşa edilen meydan odası ve matbah-ı şerif (mutfak) ile şekillenmeye başladı. Maalesef bu binaların hiçbirinin günümüze ulaşamamış olması Mevlevihane tarihi üzerinde fikir yürütmeye manidir.

İstanbul

Tekkenin ilk postnişini açılışta vaaz veren ve Mesnevi okuyan Ali Kemali Dede olup onu, parLak bir şeyhlik dönemiyle Doğani Ahmed Dede takip etmiştir. Derviş zümrelerinin İstanbul'un günlük hayatında son derece etkili oldukları Sultan IV. Murad döneminde, meşihat makamında bulunan Doğani Ahmed Dede'nin faaliyetleri padişahı ve saray halkını Mevlevihane'ye bağlayacak kadar etkili olmuştu. Bununla beraber kendi şahsi çıkarlarını temin etmek için tekkeye bağlanan devlet adamlarının da olması ve bu tip insanların dervişlik ahlakına yakışmayan hareketlerde bulunması Mevlevihane'nin itibarını zedeledi.

Read more...
 

Süheyl Ünver'in Defterlerinde Bursa

E-mail Print PDF

Selim İleri

Süheyl Ünver - Bursa DefterleriBir hafta kadar önceydi, değerli dostum Sinan Uluand, Süheyl Ünver'in Bursa Defterleri'ni yayımladıklarını haber verdi. Çok sevindim: Ünver'in yazılarını okumak, o harikulâde resimlerine dalıp gitmek sayılı mutluluklarım arasında.

'Öz'ünü şu ya da bu sebeple git git yitiren bugünkü toplumda Süheyl Ünver bir 'anıt kişi'dir. Ne yazık ki bu anıt kişiyi kalabalıklarla bir türlü buluşturamıyoruz. Onun derin bilgisi, derin duyuşu -şimdilik- yalnızca meraklısına ses yöneltiyor.

Yazılarında, notlarında, hatta 'çiziktirme'lerinde gerçek bir edebiyat adamıdır. Anlatımı, üslûbu, kendine özgü sözdizimi Ünver'i öteden beri edebiyatımızda önde gelen bir isim kılmışken; şairlere, yazarlara açılmış sözlüklerde, ansiklopedilerde Süheyl Ünver maddesine rastlanılmaz.

Necatigil'in bile gözünden kaçmış. Sanat tarihine tutkun bir bilim adamı olması mı önünü kesmiş, bilmiyorum. Edebî değerler koruyucusu Necatigil nasılsa uzak durmuş...

Bursa defterlerinin önsözünden öğrendiğimize göre, Süheyl Ünver incelemeleri, makaleleri, notları, risaleleri, irili ufaklı yazılarıyla yaklaşık iki bin eserin sahibi! Şöyle belirtiliyor: "Ünver'in eser sayısı 1880'leri bulacak; vefatından sonra bile, hazırladığı notlardan ve arşivindeki defterlerden, suluboya ve karakalem resimlerinden hazırlanan kitaplar neşredilmeye devam olunarak bu rakkam 2000'li sayılara ulaşacaktır."

İşte, gözden ırak tuttuğumuz böylesi bir hazine!

Read more...
 

MUĞLA SAAT KULESİ

E-mail Print PDF


Muğla il merkezinde bulunan saat kulesini, giriş kapısı ve yanındaki çeşme kitabesinden öğrenildiğine göre, Muğla Belediyesi ilk başkanı Hacı Süleyman Ağa 1885 yılında yaptırmıştır. Mimarı Konstantin oğlu Filvari’dir. Kitabeyi de Muğla Rüştiyesi hocalarından ve Şahidi Mevlevihanesi Neyzeni Dede İsmail Hakkı Efendi yazmıştır.

Kitabe:

Muğla Saat KulesiSahibül hayr Hacı Süleyman Efendi

Yine deryayı itâsını ikân eyledi zuhur

Bahusus aktar-ı eshar vaktini ilân için

Bu mahalle bir muvakkithane yaptı bi kusur

Beldemizde misli nâmesbuk kebir çan saati

Avrupadan celb edince herkese verdi süru

Kalmadı hiç ihtiyaç cep saati taşımaya

Aksi avaz ile alem vakti etti şuur

Hem ziya şevkiyle buldu mücevher tarihi

Geldi meydana muvakkithane bi evsa-ı vufur

Harerehu İsmail Hakkı 1301 fi Şaban.

Saat Kulesi, kesme taş ve tuğladan, kare planlı ve beş katlı olup, aşağıdan yukarıya doğru küçülmektedir. Kulenin alt katı muvakkithane olarak kullanılmıştır. Üçüncü, dördüncü ve beşinci katlarının köşeleri dışarıya doğru pahlı olup, her katta biraz daha küçülmektedir. Dördüncü katın üzerine sonraki yıllarda yapıya uyum sağlamayan uzun bir bölüm eklenmiştir. Yuvarlak saat kadranı da bu son kata konulmuştur.

Saat Kulesinin her katının cephelerine sivri ve yuvarlak kemerler yerleştirilmiştir. Bu pencerelerden muvakkithane pencereleri diğerlerine göre çok daha büyüktür. Saat Kulesinin yanında ve ona bitişik olarak Hacı Süleyman Efendi tarafından bir çeşme eklenmiştir.

 

KARABÜK SAFRANBOLU - CİNCİ HAN KERVANSARAYI

E-mail Print PDF

KARABÜK SAFRANBOLU - CİNCİ HAN

Yüzyıllar boyunca Çin'den Anadolu topraklarına uzanan tarihi İpek Yolu üzerinde kurulmuş irili ufaklı yüzlerce kervansaraydan biri de Safranbolu Cinci Han'dır.

Cinci Han, Safranbolu eşrafından Karabaşzade Hüseyin Efendi (Cinci Hoca) tarafından 1645 yılında yaptırılmıştır.

Mimarının kim olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, dönemin baş mimarlarından Koca Mimar Kasım Ağa tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Hanın inşaatı ile ilgili mimari proje vb. herhangi bir doküman bulunamamıştır. Tarihi İpek Yolu'nun etkinliğini yitirmeye başladığı 20. yüzyıla kadar kervansaray olarak kullanılan Cinci Han 23 Nisan 2004 tarihinde DKB A.Ş. tarafından restorasyonu tamamlanarak turizm faaliyetlerine başlamıştır.

Cinci Han Otel, tarihi çarşının ortasında, Safranbolu'nun gezilip görülebilecek yerlerinin tamamına yakın yürüme mesafesinde olan bir konumdadır. Cinci Han Otel'de aslına uygun olarak restore edilmiş 22 standart, 2 suit ve 1 Han Ağası Odası bulunmaktadır. Odalar Safranbolu Konakları ve tarihi çarşı manzarılıdır.

Read more...
 

KONYA - HOROZLU HAN

E-mail Print PDF

KONYA - HOROZLU HANKonya-Akşehir yolu üzerinde bulunan ve Konya’nın kuzeyindeki şehir dokusu ile birleşmiş olan Horozlu Han’ın kitabesi ve onunla ilgili herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Bu bakımdan hanın yapım tarihi kesinlik kazanamamaktadır. Ancak, birçok araştırmacı hanın Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev ve İzeddin Keykavus döneminde devlet görevinde bulunan Esedüddin Ruzbe tarafından yaptırıldığını ileri sürmektedir. Esedüddin Ruzbe’nin 1249 yılında öldürüldüğü dikkate alınacak olunursa, hanın XIII. yüzyılın ortasında yapıldığı ortaya çıkmaktadır.

Taçkapı giriş açıklığının üzerine yerleştirilen üç dilimli mermer kitabe taşı yazısızdır. Hanın ilk defa Ahmed Eflaki’nin eserinde Ruzbih Hanı şeklinde rastlanan isminin önce İruzbe’ye sonra Orozlu’ya ve daha sonra da Horozlu’ya dönüştüğü kabul edilmektedir. Eflaki’nin kullandığı isme göre hanın banisinin, kendisinden bir asır önce yaşayan Sultan II. Gıyaseddin Keyhusrev’in camedarı ve II. İzzeddin Keykavus’un atabeyi Emir Esedüddin Ruzbe olması gerekir. Bu zatın Konya’da günümüze ulaşmayan bir medrese ve bir de hankah yaptırdığı bilinmektedir. Bu durumda kervansarayın diğerleriyle birlikte Eseddüddin Ruzbe’ye atabeylik verilmesinden öldürülmesine kadar geçen kısa sürede, yani 1246-1249 yılları arasında yaptırıldığı ve belki kitabesinin de bu yüzden yazılamadığı ileri sürülebilir.

Yapı 26.70 x 25.50 m. boyutlarında kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Bugünkü görüntüsüyle avlusuz kapalı tip kervansaraylara örnek teşkil etmektedir. Taçkapı doğu duvarının ortasındadır. Cepheden öne çatı seviyesinden yukarı taşkın yapılması sebebiyle abidevi bir görünüm sergilemektedir. Kademeli silmelerle çerçevelenen giriş basık kemerlidir. Yuvarlak kemerli derin bir niş içine alımıştır. Kapının yanlarında kemerlere destek veriyormuş izlenimi bırakan yüksek kaideli ve bezemesiz başlıklı iki ince sütun bulunmaktadır. Mihrabiyeler çeyrek kubbe şeklinde kavsaralara sahiptir.

KONYA - HOROZLU HAN

Yapının içi her sırada dörder adet olmak üzere dört sıra paye ile kapıya dik gelecek şekilde uzunluğuna beş sahna ayrılmıştır. Orta sahnı boylamasına kaburgalı bir beşik tonoz, diğerlerini ise enlemesine düz beşik tonozlar örtmektedir. Giriş ekseni üzerindeki sahnın ortasına rastlayan kare mekanın üzerine pandantiflerle geçişi sağlanan yüksek kasnaklı küçük bir kubbe, onun üzerine de dış örtü olarak basık sekizgen piramit şeklinde kurşunlubir külah oturtulmuş ve kasnağın dış yüzü çift renkli taşlarla kaplanıp her kenarına birer mazgal açılmıştır. Binanın kuzey ve güney yan duvarlarında da içeriye ışığın girdiği dörder mazgal bulunmaktadır. 1.30 m. kalınlığındaki duvarlar yukarı taşkın ağır payandalarla desteklenmiş olup yapıya bir kale görünümü vermektedir. Az miktarda devşirme malzemenin kullanıldığı duvarların iç ve dış yüzleri düzgün kesilmiş beyaz Gödene taşı, kırmızımsı Sille taşı ve açık mavimsi taşlarla örülmüş, araları harçla pekiştirilmiş moloz dolgu yapılmıştır.

KONYA - HOROZLU HAN

Read more...
 

ADALYA TARİH-ARKEOLOJİ DERGİSİ

E-mail Print PDF

Suna – İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü (AKMED)Adalya, Suna – İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü’nün (AKMED) yıllık tarih-arkeoloji dergisidir. 1996’dan bu yana aralıksız olarak Antalya’da yayımlanan dergi, İ.Ö. 2. yüzyılın ortalarında Bergama Kralı II. Attalos tarafından kurulan bu tarihi kentin eski adlarından birini taşımaktadır.

AKMED’in kuruluş amaçları doğrultusunda öncelikle Antalya ve çevresi olmak üzere tüm Anadolu Akdenizi olarak belirlenen coğrafyanın; bir başka ifadeyle, Likya, Pamfilya, Kilikya, Pisidya bölgelerinin tarihi, arkeolojisi ve bunlarla ilintili diğer Eskiçağ bilimleriyle ilgili konuların, araştırılması, incelenmesi, belgelenmesi, korunması ve bunların tüm Akdeniz kıyılarındaki kültürlerle ilişkilerinin yorumlanmasına yönelik çalışmalar derginin kapsamını oluşturur.

Adalya, VIII/2005’den itibaren A&HCI (Art & Humanities Citation Index) ve CC/A&H (Current Contents/Art & Humanities) tarafından taranmakta ve bundan böyle de Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün (DAI) Kısaltmalar Dizini’nde “Adalya” şeklinde yer almaktadır.

 

ANTALYA ALANYA - ALARAHAN KERVANSARAYI

E-mail Print PDF

ANTALYA ALANYA - ALARAHAN KERVANSARAYI
ANTALYA ALANYA - ALARAHAN KERVANSARAYI

Antalya-Alanya yolu üzerinde Alara Çayı’nın kıyıdan 15 km. içerideki vadinin başlangıcında Selçuklu kervan yolu üzerinde bulunan Alarahan Kervansarayı, aynı zamanda da Alara Kalesi’nin eteğindedir. Kitabesinden öğrenildiğine göre Sultan I. Alaaddin Keykubat tarafından 1231’de, Sultanhan Kervansarayı ile aynı yılda yaptırılmıştır. Alarahan Sultanhan’dan çok farklı bir plana sahiptir.

ANTALYA ALANYA - ALARAHAN KERVANSARAYIAlarahan 34.50x45.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Ana duvarların girişe göre sağ yan cephesinde üç, karşı cephesinde iki, üçgen payanda ile duvarlar takviye edilmiştir. Bezemesiz olan portali ayrı bir özellik taşımakta, iç plan düzeni de diğer Selçuklu hanlarından ayrılmaktadır.

Giriş kapısının iki yanındaki dışarıya doğru taşkın kare kulelerle küçük bir kale görünümündedir. Tamamen kesme taştan olan duvarlar son derece sağlam yapılmıştır. Girişteki iki kule arasında büyük sivri kemerli niş içerisine alınmış giriş kapısı bulunmaktadır. Bu kapının üzerine altı satır halinde kitabe yerleştirilmiştir. Ancak bu kitabenin birinci satırı kırılmış ve günümüze gelememiştir.

“...en büyük... Sultanların büyük sultanı, milletlerin boylarının maliki, Arap ve Acem sultanlarının efendisi, hak sultanı, cihanın beldelerinin fatihi,
Denizin, Rum’un, Şam’ın, Ermeni’nin Frenc’in sultanı
Ala ud-dunya vad-din Keykubat Bin Keyhüsrev Bin
Kılıçarslan müminlerinin, emirinin burhanı 629 (1231)”.

Giriş kapısının arkasındaki küçük bir eyvandan küçük avluya geçilmektedir. Bu küçük avlunun sağ ve solunda küçük hücreler ile üzerleri beşik tonozlu avluya açılan koridorlar bulunmaktadır. Bu koridorlar hanın dış kenarları boyunca uzanmaktadır. Buradaki hücreler hana gelen yolcuların hizmeti için kullanılmıştır.

Read more...
 


Page 9 of 17


RESTORASYON / KORUMA

ARKEOLOJİ

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

We have 288 guests online

nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat