Türk Kültüründe Muhteşem Hazine: “Karizler”

DİĞER YAPILAR - SU KANALLARI
Print

Türk Kültüründe Muhteşem Hazine: “Karizler”

Doç. Dr. Alimcan İnayet

Araştırmacılar tarafından büyük bir merak ve ilgiyle araştırılan, 2000 yıl öncesinde Uygur Türkleri tarafından sulama ve içme suyu ihtiyacını karşılamak için yapılan karizler, ne yazık ki bugün Türk Milleti tarafından yeterince bilinmemektedir. Ülkemizde su ve sulama sistemlerinin tartışıldığı şu günlerde yer altı sulama kanalları adıyla bilinen tarihi mirasımız karizleri en iyi bilenlerden biri olan Uygur asıllı Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Dünyası Sosyal, Ekonomik, Siyasal İlişkiler Anabilim Dalı Başkanı Doçent Doktor Alimcan İnayet ile karizler hakkında bir söyleşi yaptık.

Kariz nedir açıklar mısınız? Ne amaçla kullanılır?

Dağın yamaçlarından eteklerine doğru 20 ve 50 metre aralıklarla kazılan kuyuların altlarından birbirlerine bağlanması ve bu sayede yer altındaki suyun yer üstüne sistemli bir şekilde yeryüzüne çıkarılmasıdır. Bir karizin uzunluğu ortalama 10, 15 km olabilir. Yani 15 km mesafede yüzlerce kuyu bulunabilir. Bu sistemle yer altında biriken sular, yer altından açılan kanallar aracılığıyla yavaş yavaş yeryüzüne çıkarılır. Dağdan yokuş aşağı yer altından gelen su yeryüzüne çıktığı zaman orada bir havuz yapılır. Havuzda toplanan su daha sonra oradan tarlalara verilir. Aynı zamanda insanlar ve diğer canlılar da bu sudan istifade ederler. Ekin ve çiftçilik yapılmasını sağlar. Bu bölgedeki insanların başka türlü yaşama şansları yoktur.

Karizlerin ilk çıkış noktası neresidir?

Karizler gerek Çin’de gerek dünyanın çeşitli bölgelerinde çok fazla araştırılan ve tartışılan bir konudur. Karizler Uygurlar tarafından mı icat edilmiştir yoksa başka uygarlıklar tarafından bulunan bir kültür müdür? Bu konuda büyük tartışmalar bulunmaktadır; fakat kariz kelimesine bakarsanız bu kelime Farsçadır. Uygur bilim adamları kariz kelimesinin Uygurca olduğunu ileri sürerler; ama normalde Farsçadan alınmış bir kelimedir. Yer altı su inşaatı anlamına gelir. Bu kültür olgusunun adının Farsça olması bu kültürün Farsçadan alındığını göstermiyor. Mesela nevruz kelimesi de Farsça. Onun dışında müzikte kullanılan makam kelimesi de Arapçadan alınmıştır. Kısaca ismine bakarak o uygarlığa ait olduğunu söyleyemeyiz. Nasıl bir Yunan Ahmet, Mehmet ismini alıyor ve Arap olmuyorsa bu durumda benzerlik göstermektedir. İsim olarak alınmış ama kültür unsuru alınmış değildir.

 Karizlerin ortaya çıkış sebepleri nelerdir ve hangi uygarlığa ait olduğu düşünülmektedir?

Turfan’daki karizlerin ortaya çıkış sebeplerine bakmak, bu bulguların kime ait olduklarını açıkça göstermektedir. Karizler ihtiyaç üzerine ortaya çıkmış şeylerdir. Atalarımız Turfan bölgesinde su ihtiyacını kariz inşaatı ile ancak sağlayabilmişlerdir. Bunun dışında, karizler olmasaydı bugün o bölgede kimsenin yaşayacağı söylenemezdi. Çünkü bölgenin coğrafyasına baktığınız zaman dört tarafı dağlarla çevrili bir yer olduğu görülmektedir. Sanki tekne gibi oyuk bir yerdir. Normal deniz seviyesinden 154 metre alçaktadır. Çok kurak bir iklimi vardır. Normalde yaz aylarında ortalama sıcaklık 48 derece civarındadır. Kış aylarında sıcaklık 28 derece, 6 dereceye kadar iner. Yani genellikle yağmur yağmaz. Dolayısıyla böyle bir yerde insanların yaşaması için mutlaka su olmalıdır, su ise bulunmamaktadır. Bu durumda karizlerin oluşturulması o bölgenin yaşanabilir olması için zorunludur. Tanrı Dağları’na yağan yağmur ve kar, yer altında toplanır ve yeryüzüne karizler aracılığıyla çıkarılır. Atalarımız bu ihtiyaç karşısında binlerce sene evvel kuyu kazarak ve kuyuları altlarından birbirlerine bağlayarak yer altında birikmiş olan suyu yer üstüne çıkararak kendi ihtiyaçlarını karşıladılar. Bunun tarihi Çin belgelerinde yaklaşık olarak 2000 sene öncesine kadar dayanmaktadır; fakat İran’daki karizlerin tarihini bilemiyoruz. Çin tarih kitaplarında 2000 sene öncesinde Çin’de bir bölgenin kariz olduğu tayin edilmiş; fakat sonrasında bazı araştırmacılar gidip incelemişler ve sonuç olarak buradaki karizlerin Turfan’daki karizlerden farklı olduklarını görmüşlerdir. Dolayısıyla karizlerin Turfan bölgesine özgü olması gerekmektedir. Çünkü bu durum o bölgenin coğrafi özelliği yönünden belirlenmiş bir şeydir. Coğrafi koşullar uygun değilse kariz açamazsınız ve kariz inşaatının hiçbir anlamı olmaz. Karizler yaşamsal ihtiyacın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Karizler olmasaydı yerleşik hayata geçemeyecektik. Tarihimizi çok büyük şekilde etkilemişler diyebilir miyiz?

Tabii tabii, kariz sayesinde olan şeyler; kariz büyük bir mucizedir. İnsanlar nasıl düşünmüşler aklım ermiyor. İlk medeniyetteki insanlar o teknolojiyi nereden bulmuşlar? Kolay da değil. Bakıyorsun bir dağ var bir çöl. Su çıkacağını nereden bileceksin? O kuyuları kazarken de altta bir kayalar var nasıl deleceksin delgicin de yok ama bunları planlamışlar. Mesela bir kuyuyla iki kuyunun arasındaki bağlantıyı sağlamak için kayaya takıldığında ne olacak? O zaman yana doğru kazmaya devam ediliyor öteki kuyuya varıncaya kadar, yönlerin değişmesi gerekiyor. Onları hesap ederek kazmışlar nerede kaya var nerede kariz yapılabilir mesela. Çünkü kariz her yere yapılmaz. Seçmek gerekiyor toprağı ve tabakalarının özelliğini bilmek gerekiyor.

Bu bölgedeki toprağın özelliği nasıl?

Taşlı yerler de var, normal yerler de var. Kayalı yerler çünkü dört tarafı dağlarla çevrili olduğu için illa ki kayalara denk gelinir. Bu da üstün teknolojiyi gerektirir.

Aşağıya inmek çıkmak zaten zor.

Evet mesela 10 metre derinlikteki kuyunun çamurunu nasıl çekeceksin? Bunun için adamlar çıkrık gibi bir şey yapmışlar. Çevirerek yukarıya çıkarttılar. Ama İranlılar bunu bilmiyor. Hacca giden bir Turfanlı dönüşte İran’a uğramış. Oradaki insanların kuyudaki çamuru elleriyle çektiğini görünce acımış onlara çarkı yapıvermiş (1940’lı yıllar) ve teşekkür etmiş ve bu çark İran’daki karizlerle ilgili müzede bunun ismi de varmış. Çark yapmasını bilmiyolar ki nasıl kariz yapsınlar?

Bir çark yaparak tarihe geçtiyse karizleri yapan elbette geçer?

Evet, bu müthiş bir şey. Bu kariz sadece Turfan bölgesinde değil Tıtan ve Kuma bölgesinde ve hatta diğer bölgelerde de var ama en yoğun olduğu bölge Turfan bölgesi.

Buradan da anlaşılıyor ki karizler Uygurlar tarafından yapılmış çünkü karizi yapanlar elbette çıkrığı da yapmayı akıl edebilirler.

Binlerce yıldan beri bu aletleri yapmışlar hatta bunlarla ilgili bir terminoloji de oluşmuş. Bu, bu bölge için çok büyük bir gelişmenin olduğunun simgesidir. Çinliler de Çin’de olduğunu söylüyor, ama yok öyle bir şey. Madem sen öğrettiysen Çin’de de olması gerekmiyor mu karizlerin? Türkiye’de bunun çok iyi tanıtılması lazım.

Karizlerin yapımı ne kadar sürmüştür?

Tarihten bu yana yapılagelen bir süreçtir. 19. ve 20. yüzyılda bile yapılan karizler vardır. Bu bölgede savaşan ordular bile gıda ihtiyaçlarını karşılamak için kuyular kazıp kariz yapmış, askerlerin su ihtiyaçlarını gidermişlerdir. 1980’lerde birkaç yüz kariz açılmış hem Uygur hem Çin tarafından. 1910’larda Çin askerî valisi bu bölgede yeni bir seferberlik ilan etmiş, karizler yaptırmış. 1950’lerden sonra komünist işgalinde dahi kariz yapımı devam etmiştir. Turfan bölgesinde her kariz bir köy demektir yani yer altı suyunun yer üstüne çıktığı anda karizler oluşur ve buralara köyler kurulur. Her köy kendi karizini kullanır yani kariz sayısı kadar köy vardır da denilebilir.

Karizler dünyanın hangi bölgelerinde bulunmaktadır?

Uygur bilim adamlarının bu konu üzerine geniş kapsamlı araştırmaları bulunmaktadır. Az önce de söylediğim gibi, “kariz” kelimesinin kökeni Farsçadır ve bu sebeple İran’da kariz olup olmadığı da tartışılmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda karizlerin İran’da ve hatta Çin’de de bulunduğu sonucuna varılmıştır; fakat İran ve Çin’de kariz diye bilinen bu bulguların Turfan’daki karizlerden farklı olması dikkat çekmektedir. Çin’de bulunan bu karizlerin tarihi yaklaşık 2000 yıl öncesine kadar dayanmaktadır.

Karizlerin sayısı hakkında bir bilginiz var mı?

Turfan bölgesindeki karizlerin sayısı 1950’lerde 1780 civarındaydı. Şimdi ise bu sayı 400 civarına kadar düşmüştür. Çünkü her sene ortalama 17 ila 18 kariz kurumaktadır. Bugün bulunan toplam 400 karizin yaklaşık 10 ya da 15 sene içerisinde yok olabileceği tahmin edilmektedir. Bu karizlerin kurtarılması gerekmektedir. Bunu sağlamak için ise bir yaptırım olmalıdır. Teknoloji ile, kurumuş olan bazı karizlerin onarılması mümkündür.

Karizlerin kurumasının nedeni küresel iklim değişiklikleri mi yoksa başka sebepleri var mı?

Başka sebepleri de var elbette. Şimdi Turfan’da çıkan petrol olayı var. Çin’in yönetimi buradan petrol çıkartmakta ve bu çıkarılan petrol yer altında biriken su seviyesinin düşmesine sebep olmaktadır. Bir başka sebep de sondajla yapılan kuyuların gün geçtikçe sayısının artmasıdır. Sondajla yapılan bu kuyular, karizlerin yok olmasında önemli bir etkendir. Bunun dışında küresel ısınma da etkiliyor olabilir; ama ona fazla ihtimal vermiyorum çünkü buraya gelen suyun çoğu Tanrı Dağları’ndan geliyor. Tanrı Dağları’nda biriken karların erimesiyle gelen sular onlar. Eğer küresel ısınma Tanrı Dağları’ndaki yağmuru ve karı etkiliyorsa o zaman doğal olarak Turfan bölgesini de etkiliyor; ama şu anda bu etkileşimin ne ölçüde olduğunu tahmin edemiyorum.

Teknolojinin kullanılması ile bu karizleri tekrar eski sayısına ulaştırabilme imkânımız var mı?

Şimdi, bu ihtiyaç meselesi. Eğer isterlerse karizler yeniden onarılabilir. 2000 seneden beri bu bölgeye hayat veren bu karizler kurtarılabilir. Yalnız günümüzde her şey ekonomiye dayalı olduğu için çıkar amacıyla sondajla kuyular kazılıyor ve bunlar satılmaya çalışılıyor. Eğer bunlar çoğalırsa kariz suyuna ihtiyaç kalmayabilir. Karizlerin devam etmesi isteniyorsa bunlar yeni teknolojiyle onarılabilir ve eski hâline getirilebilir; fakat günümüzde insanlar, sondajla su daha çabuk çıkarılıyor diye sondajı tercih ediyorlar. Kuyulardan çıkan bu sular kariz gibi çok geniş alanlı kullanılamaz. Kaç tane kuyunun suyuyla ne kadar tarla sulanabilir ki?

Karizden çıkan su mu daha temiz çıkarıyor, yoksa sondajdan çıkan su mu?

Karizden çıkan suyun Türkiye’deki kaynak suyu gibi, kalitesi çok yüksektir. Bunun şişelenip satılması da olabilir; fakat kuyu suyundan bu yapılamaz. Çünkü kariz suları tek bir yerden kaynaklanmaz. Bu kuyuların birbirleriyle bağlandığı yerde kaynaklar vardır. Onlar yukarıdan aşağıya gelinceye kadar birikir ve değişik mineraller kazanarak yeryüzüne çıkar. Aslında bu karizlerin yeniden onarılması ekonomiye de fayda sağlayabilir; ama ne yazık ki insanlar bu kültürel mirasımızı unutmuşlardır.

Peki Çin hükümetinin buraya turizm olarak bir katkısı var mı?

Çin hükümeti 1980’lerden sonra dışa açılma politikası uyguladıktan sonra turistler büyük ölçüde Çin’e akın etmeye başladı. Doğu Türkistan’a gelen turistlerin çoğu da Turfan’a gider çünkü burası açık hava müzesi gibidir. Her tarafta tarih kokar. Örneğin 10. yüzyıla ait olan İdil Kut Uygur devletinin harabeleri, Yargol diye bilinen yer İdil Kut’tan önceki devletin başkentidir. Burada Budizm dönemine ait pek çok sanat eserleri vardır. Mağara duvarlarına çizilen duvar resimleri ve onlarda kullanılan boyalar çok büyük bir araştırma konusudur. Ancak, kariz bunlardan daha eski tarihe sahiptir. Çin Seddi, Hunlardan Çinlileri korumak için yapılmıştır ama şu an işlevini kaybetmiştir, sadece insanlar üzerinde gidip gelmektedirler. Ancak, karizler 2000 seneden beri kesintisiz insanların hizmetindedir. Bu karizler olmasaydı Turfan bölgesinde yaşam olmazdı ve karizlerin toplam uzunluğu 5500 metredir. Eskiden 1780’in üzerinde kariz varmış ve her kariz 15–20 km uzunluğundadır. Buna yer altı Çin Seddi de denir. Ondan daha önemlidir.

Çin hükümeti karizlerin yok oluşuna neden göz yumuyor?

Şimdi bazı karizler 15–10–7–8 metre uzunluğundadır. Bu, o yerin yüksekliğine göre değişir. Çin hükümeti sürekli hile peşinde, karizlere alternatif olarak baraj yapmak istiyor. Bunun sebebi suyun denetimini kontrol altında tutmak. Çünkü karizlerden çıkan suya para verilmiyor herkes faydalanabilir bunlardan. Karizler birlikte yapıldığı için herkesin hakkı vardır bunlarda. Şimdi bu karizler kapatılınca insanlar mecburen barajdan su alacaklar. Her insan baraja ihtiyaç duyarsa baraj sahibi de bu suyu bedavaya vermez. Ancak, bu da pek mümkün gözükmüyor çünkü dağdan gelen su yeryüzüne çıkmıyor yerin altındaki suyu nasıl baraj yaparsınız ? Bu mümkün değil. Girişimler oldu fakat başarılı olmadılar. Ama benim korkum daha çok sondajla kazılan kuyuların çoğalması ve bunların belli kişilerin ellerine geçmesi. Bu, sosyal bir çatışma meydana getirebilir. Bana göre karizlerin onarılması gereklidir.

Turfan bölgesi dünyanın sayılı açık hava müzelerinden birisi oluyor. Peki, UNESCO gibi kuruluşların desteği var mı? Çünkü daha önce bedava alınan bir şeyin parayla satılması sosyal çatışmaya dönebilir.

Karizleri yok edip başka alternatif sunulduğu zaman para söz konusu olacak. Aslında UNESCO’nun bu konuda bir çalışması yok çünkü bu gibi işlerde devletlerin başvurmaları gereklidir. Bu bölgede pek çok yer koruma altına alınmış, Çin hükümeti tarafından ama kariz bu yerlerden bir değil. Bu sebeple Uygur Türklerinin bu konuda çekinceleri var; 15 sene sonra karizler tükenebilir. Uygurlar da başka yerlere göç etmek zorunda kalabilir. Tabii, küresel ısınmayla bu süreç daha da hızlanabilir. Herkes kara kara düşünüyor gelecekte ne olacak diye.

Peki, bu sistemli bir asimilasyon operasyonu olabilir mi? Karizler kapanacak Uygurlar susuz kalacak. Çin’in merkezine doğru, suyun bol olduğu yerlere gelen Uygurlar Çinlilerle karışıp asimile olacaklar. Bu sizce olabilir mi?

Tabii ki de olabilir. Bunlar Çin hükümetinin yeni oyunlarından birisi olabilir.

Türkiye Cumhuriyeti Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bir girişiminiz oldu mu bu konuda?

Hayır. Zaten Türkiye ne yapabilir. Türkiye’nin bu konuda yapabileceği tek şey: Bu bir kültür mirasıdır. Korunması, onarılması konusunda Çin hükümetine telkinde bulunmaktır. Hatta gerekirse kaynak da ayrılabilir oraya.

Hem bu sayede Çin’in de dikkati çekilmiş olur. Sondajlar barajlar yapmaktan vazgeçer?

Tabii. Bu da orada uyandıracağı tepkiye, ilgiye bağlı bir şey. Zaten ben de önümüzdeki yıllarda bunu daha detaylı bir biçimde tanıtmaya çalışacağım. Bu konuda Türkiye’de benim yazım ve bu kitap dışında başka kaynak yok.

Çin hükümetinin baskıları neler? Petrol arıyorlar, sondaj vuruyorlar. Kültür mirası olarak kabul etmiyorlar. Sebep oradaki insanların Türk olması mı?

Çin hükümetinin amacı Uygurları millî şuurdan uzaklaştırmak. Eskiye ait ne varsa tarihe ait ne varsa gizlemeye, yok etmeye, saklamaya calışıyorlar. Eski, tarihî kitaplarımız toplanıp yakılmış, yok edilmiş. Amaç kültürden, şuurdan uzaklaştırmak. Genç kuşağı etnik kökeninden koparmak, uzaklaştırmaktır. Bu, millî şuurun zayıflamasına yol açar. Asimilasyon sürecini de hızlandırır. Bu şekilde devam ederse Doğu Türkistanlılar gittikçe tarihinden uzaklaştırılacak.

Uygurların bu kariz kaynakları tükenirse gidecekleri yerleri var mı? Nereye gidebilirler?

Kuça İdil bölgesine gidilebilir. Burası Kazakların olduğu yerdir. Ayrıca, batıya göç edebilirler. Kuzeye gidemezler çünkü dağlık alanda tarım olmaz. Bu da yerleşik toplumu tekrar göçebe bir toplum hâline getirebilir. Ancak, bu da pek mümkün gözükmüyor.

Buradaki Uygurların Nüfusları ne kadar?

Yaklaşık bir milyon kişi yaşar ve yüzölçümü Türkiye’den iki buçuk kat daha büyüktür. 1.800.000 km2. 3’te ikisi dağlık yerdir. İnsanın yaşayabileceği yer pek yoğun değildir. Buralarda kariz yok, nehir suları var. Turfan’da kariz var. Asimilasyon politikası çok sinsice yürütülüyor. Bir yandan Çin’den sürekli Çin nüfusu kaydırılıyor. Hemen hemen her gün göç devam ediyor. Şu anda Çin’in nüfus dengesi çok büyük oranda bozuldu. Nükleer denemeler sonucunda 120 bin insan hastalandı, öldü gitti. Bir taraftan nükleer deneme, bir taraftan göç, bir taraftan nüfus planlaması. Tüm bunlar Uygur halkının asimilasyonuna zemin hazırlar. Kürtaj vardır mesela. Bu bölgede ikiden fazla çocuk yapmak yasaktır. Ancak, Çin’den gelen Çinlilerin istedikleri kadar çocuk yapmaları serbesttir. Buna postmodern soykırım da denilebilir. Tüm bunlar sistematik biçimde yapılıyor. Ancak, onlar diyor ki nüfusun az olursa yaşam kaliten artar gibi hoş ama boş sözler söylüyorlar. Madem ki sen bunu istiyorsun neden insanları göç ettiriyorsun Çin’den? Bunu açıklayamazlar.

Doğu Türkistan şu an özerk bölge mi?

Evet, özerk bölge. Ancak, Çin’in dünyada yaptığı en büyük sahtekârlık da burada. 1955’te özerklik verilmiş ama sözde kalmış. Şekil itibarıyla öyle gözüküyor yani devlet kademesinde birinci adamlar Uygur, onun altındakiler Çinlidir. Mesela vali, kaymakam, muhtar Uygur, altındakiler Çinlidir. Sadece vitrinde Uygur var. Dış devletlere: Bakın, biz özerklik verdik, işlerine karışmıyoruz, diyorlar. Burası dünyadaki en önemli açık müzelerden birisidir. Türk kültürünün ocağı. İlk kitabın basıldığı yer burası. Matbaanın keşfedildiği yer, vakıfların kurulduğu yer.

Türkiye’de karizler hakkında çalışma yapan başka kişiler de var mı? İnsanların karizler hakkındaki bilgi düzeyi nedir?

Bu alanda benim dışında çalışma yapan kişiler var diyebileceğimi sanmıyorum. Türkiye’de ise insanlara kariz nedir diye soracak olursak, kimsenin bu soruyu cevaplayacağını sanmıyorum. Türk insanının karizler hakkında hiçbir bilgisi yoktur.

Türk insanının karizler hakkında bilgi sahibi olmasını nasıl sağlayabiliriz?

Dergilerde ya da gazetelerde özellikle kültür köşelerinde karizlerle ilgili bilgilerin verilmesi insanların bu konuya olan ilgilerinin artmasını sağlayacaktır. Böyle bir durumda ben de sizlere istatistiksel bilgiler vererek bu konu hakkında daha geniş çaplı bilgi sağlanmasına yardımcı olabilirim.

Diğer ülkelerdeki araştırmacıların veya insanların karizler hakkındaki bilgi düzeyi nedir? Bu konuya yaklaşımları nasıldır?

Avrupa, Rusya ve özellikle Çin’de bu konuyu araştıran çok fazla kişi bulunmaktadır. Hatta kariz araştırma dernekleri kurulmuştur. Örneğin Turfan Araştırmaları Derneği ve Kariz Araştırma Derneği bulunmaktadır. Yurt dışındaki insanlar bu konuya ilgi duyuyorlar. Özellikle turistler bu bölgeye karizleri görmeye geliyorlar. Bunun sebebi ise Turfan’ın, her yerin tarih kokmasıdır. Bunun dışında Uygur Devleti’nin harabelerini de görmek mümkündür. Yargol adıyla var olmuş bir Türk devletinin başkenti de eskiden burada bulunmaktaymış. Aynı zamanda burada Budizm dönemine ait birçok sanat eseri bulunmaktadır. Mağaraya çizilen duvar resimleri ise bugün çok büyük bir araştırma konusu oluşturmaktadır. Buda tapınaklarındaki resimler, bu resimlerin yapıldığı boyalar günümüzde araştırılıyor. Çok müthiş bir tarihî değerleri var. Bizim insanımız ise kültürel değerlerimize önem vermemektedir.

Alimcan İNAYET kimdir?

1962 yılında Turfan’da doğdu.1980’e kadar burada yaşadı. 1989’da Türkiye’ye geldi. O tarihten bu yana yüksek lisans ve doktora yaptı.1994 senesinde Türk vatandaşı oldu. O tarihten bu yana Ege Üniversitesi’nde görev yapmakta. Üniversiteyi Pekin’de bulunan Merkezi Milletler Üniversitesi’nde okudu. Bölümü ise Uygur Dili ve Edebiyatı (Türkoloji ) bölümüydü. Üniversiteden mezun olduktan sonra Pekin’de bir bakanlığa bağlı Milletler Neşriyatı diye bilinen bir kuruluşta 5 sene tercüman ve editör olarak çalıştı.

Röportaj: Erkan SEVİM / Fotoğraf: Saim DEMİR

  nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat