hd film izle film izle demirdöküm demirdöküm servis bosch servis vaillant servis eca servis ariston servis
 

BEDESTEN

Bedestenler, Kervansaraylar, Hanlar, Çarşılar, Köprüler, Ticarî ve Sosyal Yapılar, Ticaret Tarihi...

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Osmanlı'da Ticaret
OSMANLI'DA TİCARET

Denizli'nin Ticaret Tarihi Ortaya Çıkıyor

E-mail Print

Laodikya Antik Kenti’nde Pamukkale Üniversitesi tarafından sürdürülen kazı çalışmaları, Denizli’nin ticari bir merkez olmasının 7500 yıl öncesine dayandığını ortaya koydu.

Hıristiyan dininin önemli merkezi olan Laodikya Antik Kenti, sadece antik kalıntıları ile değil, yüzyıllar öncesi yapılan ticaret ve sanayisi ile de günümüze ışık tutuyor. Hıristiyan dini için önemi olan 7 önemli kilisenin bir tanesinin burada bulunmasının yanı sıra, günümüzde ticari ihracatı ile öne çıkan Denizli’nin 7500 yıl öncesinde de bir ticaret merkezi olduğu yapılan kazı çalışmalarının ardından gözler önüne seriliyor.

Laodikya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, yaptıkları kazı çalışmaları sonucunda, 7500 yıl öncesinde bölgede sadece tekstil değil, sal ticareti ile birlikte mermer, hububat ve canlı hayvan ticaretinin yapıldığını söyledi. Laodikya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı ve PAÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Şimşek, Laodikya Antik Kentinde yaptıkları kazıların 8. Yılını tamamladığını söyleyerek, “Burada bizim en büyük amaçlarımızdan birisi, yaşayan bir arkeoloji parkı kurmak ve yaşayan bir antik kent müzesini oluşturmaktı. Bu hedefle yola çıktık ve kentle de bütünleştik. Kazılara ilk etapta 2-3 aylık dönemlerle başladık, arkasından 6 aya çıkardık ve 2008 yılında da 12 ay üzerinden kazı çalışmalarını yürütüyoruz. Şu anda Türkiye’nin en büyük kazısı olma özelliğini koruyor. 8 yılda birçok alanda çalışma yaptık. Bu süre zarfından Laodikya Türkiye’de ve dünyada tanınan, gelir getiren, yerli ve yabancı ziyaretçilerin odak noktası haline geldi. Burası Roma İmparatorluk çağında ve erken Bizans döneminde çok önemli özellikleri var. Roma imparatorluk çağında burası bir ticaret, sanayi merkeziydi. Erken Bizans döneminde ise tamamen Hıristiyanlar için kutsal sayılan 7 kiliseden birine sahip olan bir kent. Bununla da ilgili olarak birçok yabancı ziyaretçi buraya geliyor” dedi.

Kazı çalışmalarında önemli buluntuların gün yüzüne çıkarıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Şimşek, “8 yıl içinde, Doğu Bizans kapısı ve surlarının restorasyonunu yaptık, Bizans çeşmesini kazdık ve restorasyonunu yaptık, Suriye Caddesinin 400 metresini ayağa kaldırdık, merkezi hamamın üçte bir kazasını tamamladık, pazaryerinin kazılarını yaptık ve A evi diye adlandırdığımız 2000 m2 üzerine oturan kompleks evdeki kazıları tamamladık. Tapınak A’nın restorasyonu bitti. İki tiyatroda çalışmalar devam ediyor” diye konuştu.

Laodikya Antik Kentinin ticari bir merkez olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Celal Şimşek, “2010 yılı içinde kutsal Laodikya Kilisesini bulduk. Burası İmparator Konstantin dönemine ait bir yer. Çok gösterişli bir kilise yapısı. Anbon kürsüsü ve özellikle dinsel seremonilerin yapıldığı bölümleri ile oldukça önemli bir yer. Buranın özelliği 4. Yüzyılda kutsal haç için Hıristiyan dünyasının Laodikya Antik Kentine gelmeleri, hem de Laodikya konsülünün burada toplandığını düşünüyoruz. 425 yılında İznik’te ki alınan kararlar burada gündeme getirilmiş ve detaylandırılmış diye düşünüyoruz. Kazılarımızla geçmişle günümüz birleştirildi. Dokuma ile ilgili somut verileri ortaya çıkardık. Bugün günümüzden 6 bin yıl öncesine dayanan dokuma tezgahları bulduk. Kentin geçmişini 2300 yıldan 7500 yıla indirdik. Şu anda bakır çağına kadar antik kentten, MS. 7. Yüzyılıla kadar kesintisiz yerleşimleri tespit etmiş durumdayız. Sadece tekstil değil, sal ticareti ile birlikte mermer, hububat, canlı hayvan ticaretinin ön plana çıktığını ortaya koyduk. Günümüzde de Denizli faal bir ticari sirkülasyonu olması bunun yıllarca önceye dayandığını ortaya koyuyor” dedi.

 

Osmanlı Dönemi Türk-Ceneviz Ticareti

E-mail Print


Osmanlı Dönemi Türk-Ceneviz TicaretiCeneviz, henüz Osmanlı Beyliği tarih sahnesine çıkmadan önce, Akdeniz, İstanbul ve Karadeniz’deki kolonileriyle ticarette önemli bir konum elde etmişti. Bu konumunu bazı kesinti dönemlerine rağmen, İstanbul’un fethinden kısa bir süre sonrasına kadar sürdürdü.

Kate Fleet’in yakın zaman önce Türkçe’ye kazandırılan kitabı “Erken Osmanlı Döneminde Türk Ceneviz Ticareti” Türkiye İş Bankası Yayınları arasından yayınlandı. Kitapta Ceneviz ve Osmanlı arasındaki ticaret vesikalar ışığında ele alınıyor. Ayrıca Aydın ve Saruhan gibi Anadolu Beylikleriyle vuku bulan ticari münasebetler, Ceneviz’in ticari yetenekleri açısından söz konusu ediliyor.

Osmanlı Öncesi

Kitabın kapsamına giren yüzyıllar (13. ve 14. yy) arşiv malzemeleri ve özel kayıtlar açısından oldukça fakir olduğundan ticaret gibi karmaşık ilişkiler ağını ortaya çıkarmak çok kolay bir uğraş olarak görülmemelidir. Dolayısıyla Fleet’in çalışması çoğunlukla Ceneviz noter kayıtlarına dayanmakla beraber, elde var olan kısıtlı belgelerin tamamına bakıldığı görülmektedir.

Osmanlı – Ceneviz ticareti ele alındığında, dolayısıyla Ceneviz’in İslam dünyasıyla ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Osmanlı Devleti, özellikle 14. yüzyılın ikinci yarısından sonra, bulunduğu konum itibariyle Ceneviz, Venedik gibi deniz tüccarlarının Anadolu Beyliklerine giriş kapısı durumundaydı.

12. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun hâkimi Selçuklular idi. 13. yüzyıl ortalarından (1243) itibaren Anadolu’nun çoklu siyasi yapısı içinde Cenevizlerin kolonileri, daha çok beylikle anlaşma imzalaması ve ticaretini tehlikeye düşürmemesi gerekiyordu. Ayrıca Ceneviz – Venedik ticarî çekişmesinin İtalya’dan Akdeniz’e taşındığını, neredeyse adım adım birbirlerini takip ettiklerini düşünürsek, Ceneviz’in ticaretini koruması için siyasî anlamda oldukça esnek olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Read more...
 

Osmanlı Devleti'nde Ticaret - 2

E-mail Print


Kanuni Devrinde İstanbul'un Ticari Durumu


İstanbul'un iaşe işlerini devlet üzerine almıştı. Diğer bir çok konularda olduğu gibi bu meselede de sıkı bir devletçilik cari idi. Yani, şimdi liberal ticaret veya devletin dış ticareti kendi yapması gerektiği münakaşaları arasında, XVI. asırda uygulanan sistemi bilmek enteresandır ve bize bazı bakımlardan ışık tutabilir.

İstanbul şehrine lüzumlu olan buğday, et, erzak Rumeli şehirleri ile Marmara sahillerinden, Karadeniz kıyısındaki memleketlerden, pirinç, mercimek Mısır'dan, yağ Kefe'den getirtiliyordu. Rodoscuk yani Tekirdağ Marmara'da en mühim ticaret merkezi idi. Zira, İstanbul'un iaşesini, en çok bu denizdeki iskeleler sağlardı.

Hükümet, İstanbul'da ve vilayetlerde buğday fiyatlarını tayin eder, narh koyar, furunlara mahsus unlar değirmenciler vasıtasiyle temin edilirdi, (tahhan-değirmenci). Bazen kıtlık olan eyaletlerde buğday ve arpa fiyatı artardı. Mesela h. 972 de (1564) Mısır'da kıtlık olmuş, buğday ve bakliyat fiyatı artmış, bununla ilgilenen Divan-ı hümayun durumu düzeltmek üzere alakadarlara, Mısır beylerbeyine ve defterdarına bir hüküm göndermişti.

Read more...
 

Osmanlı Devleti'nde Ticaret - 1

E-mail Print


İKTİSADİ DURUM


(XIV., XV. ve XVI. Yüzyılllar)

Osmanlı devleti kurulduğu sıralarda çevresinde ki hükümetlerde, Anadolu Selçukluları zamanından beri devam edip gelen iktisadî hareketler devam ediyordu; henüz küçük olan Osmanlı beyliğinin Marmara ve İstanbul taraflarına doğru genişlemesi ve Bizanslıların mühim şehirlerinden olan Bursa, İznik ve İzmit'in alınması Türklerin buradaki iktisadî durumdan istifadelerini temin ettiği gibi aynı zamanda bu vaziyeti genişletmelerine de sebep olmuştu; bilhassa önemli bir iktisadî merkez olan Bursa'nın önemi Bizans devrine nisbetle çok artmıştı. Her türlü mallar ve bu meyanda ipek, yün ve pamuklu kumaşlar, beyaz sabunlar hariçten gelen tüccarlara satılıyordu. Suriye'den kaba ipek getiren ticaret kervanları veya hacı kafileleri ile Ceneviz, Floransa ve İspanya tüccarları her türlü kolaylıkla alışverişlerini yapıyorlardı; pirinç boldu, Karamürsel, Kartal ve Pendik gibi yerlerde Türk halıları dokunuyordu.


Osmanlı'da İpek, İpekli ve Pamuklu Dokumalar

Osmanlı hududu genişledikçe Anadolu beyliklerinden alınan şehir ve kasabalardaki çok sayıda çeşitli müesseseler Osmanlılara geçiyordu; Denizli ve Alaşehir'in kırmızı dokumaları ile Akalemli bezleri ve beyaz renkli sarıklık tülbentleri bu cümledendi. Sultan Murad Hüdevendigâr başına Germiyan bezi denilen ve ince beyaz renkli olan bu tülbendi sarardı; bundan başka Germiyanili'nin Akalemli dokuması hil'at yani üst elbisesi olarak giyilirdi; Alaşehir'le Balıkesir'in ipekleri hem iç ve hem dış piyasada sarfedilen metalardandı. Şöhretini son zamanlara kadar muhafaza etmiş olan Ankara sofu ile yine aynı isim altında Tosya, Kalecik, Ayaş ve Sivrihisar'da dokunan sof ve muhayyer denilen kumaşlar üst elbisesi olarak giyilirdi. Bilecik'te, kadife ve ibrişim işlenilirdi.

Read more...
 


Page 2 of 2


nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat