18. YY.'a kadar Osmanlı-Hollanda Münasebetleri - 3

Print

18. YY.'a kadar Osmanlı-Hollanda Münasebetleri - 3

Hollanda'ya ahidname verilmesinin ardından Vezîr-i Âzam Halil Paşa Hollanda Parlamentosu'na bir mektup yazarak iyi dileklerini iletmiş ve Ömer Ağa adında bir adamını Garb Ocakları'nda Hollanda'ya verilen kapitülasyonların uygulanmasını sağlamak ve korsanların elindeki Hollandalı esirlerin serbest bırakılmasını temin etmek için buralara göndermişti. Ömer Ağa'nın asıl misyonu korsanlardan aldığı Hollandalı esirlerle birlikte Hollanda'ya giderek burası hakkında bilgi toplamaktı. Ömer Ağa'nın böyle bir misyonla görevlendirilmesinde Hollanda elçisinin Istanbul'a gelişinde rakip diplomat-ların yapmış oldukları Hollanda aleyhtarı propagandalar etkili olmuştur. Hollanda'ya ulaşan ilk Türk heyeti burada cömertçe ağırlanmış ve 1613'te bir Hollanda gemisiyle geri gönderilmişti.(1)

İlk ahidnamelerini almalarının ardından Hollandalılar Osmanlı ülkesinde kendi ticarî organizasyonlarını oluşturmaya koyuldular. Başlangıçta Hollandalılar da İngilizler gibi ticarî faaliyetlerini Akdeniz'in geleneksel ticaret merkezleri olan Halep, Kıbrıs, Kahire ve Suriye'nin diğer limanarında yoğunlaştırmışlardı ancak 17.y.y.'ın ortalarından itibaren Izmir yeni bir merkez olarak ortaya çıkacaktı.(2)Hollandalılar ilk konsolosluklarını kurdukları Halep'te kurulu düzeni olan bir ticaret merkezine girmeye çalışmanın getirdiği aksiliklerle karşılaştılar.(3) Zira Kapitülasyon anlaşmalarının ardından Venedikliler 1548'de, Fransızlar 1562'de ve İngilizler 1583'te buradaki konsolosluklarını açmışlardı(4) Hollanda tüccarları yalnız Halep'teki Venedik ve Fransız rakipleriyle değil, aynı zamanda yerel memurlarla da uğraşmak zorundaydılar. Bu nedenlerle Halep'in ard bölgelerinde yaygın bir ticaret ağı kuramayan Hollandalılar Halep yerine ticaret ağlarını Izmir çevresinde kurdular.(5) Ticarî organizasyonlarını İzmir'de kuran Hollandalılar merkezi otoritenin zayıflamasından da faydalanarak İzmir'deki konumlarını güçlendirmekte büyük bir hüner göstermişlerdi. Hollanda Levant Direk-törlüğü'nün yöneticileri rakiplerinin yerleşik konsoloslarıyla rekabet edebilecek kadar bilgili adamları olmadığından yerli Rum, Ermeni ve Yahudiler'i konsolos olarak tayin etmekteydiler. Bu konsoloslar merkezi otoritenin zayıflaması sonucu ortaya çıkan eşkıya gurublarının muhtemel zararlarından onlarla anlaşmak suretiyle Hollanda ticaretini başarıyla koruyorlardı.(6)

 

Hollanda'nın Akdenizle ticaretini organize edecek olan kurum ise ancak 25 Haziran 1625'te kurulmuştu. Ancak bu İngilizler'de olduğu gibi monopol şeklindeki bir kumpanya değildi. Yedi kişiden oluşan ve Amsterdam'da bulunan bu kurul tüccarlara Doğu Akdeniz ticareti ve denizciliği hakkında tavsiyelerde bulunacak, kontrol görevini üstlenecek(7) ve bazı vergileri toplayarak bunlarla elçilik ve konsoloslukların giderlerini karşılayacaktı.(8)

Hollanda'ya ahidnâme verilmesine ve ilişkilerin gelişmesine rağ-men iyi ilişkileri gölgeleyen hadiseler de zuhûr etmiyor değildi. Nitekim 1620-25 tarihleri arasında Hollanda gemilerinin Hint denizinden gelmekte olan müslüman tüccar gemilerine saldırarak tüccarların altıyüzbin kuruş-luk mallarını almaları üzerine Fazlı Paşa Ye-men'deki Hollandalılar'ın ticarî mallarından yüzbin kuruş alıp Osmanlı tüccarlarına vermişti; bunun üzerine Hollanda gemicileri Yemen valisi Haydar Paşa zamanında yedi burton ile Hint denizine gelip İngiliz burtonlarının da yardımıyla Hindistan'dan Yemen iskelelerine gelmekte olan ondört tüccar gemisini basarak eşyalarını yağma ve tüccarları da esir ettiklerinden, Osmanlı hükümdarı ahidname gereğince tüccarların tamamen serbest bırakılıp malların iadesi hususunda her iki devlete name göndermiş ve Istanbul'da ki Hollanda elçisine durumu bildirerek müsbet cevap istemiştir.(9)

17.y.y.'ın ikinci çeyreğinden itibaren Fransa'nın ticaretinde meydana gelen düşüş nedeniyle Hollandalılar Akdeniz'deki faaliyetlerini genişletme imkanı bulmuşlardı. Her ne kadar Hollandalılar ticaret hacmi itibarıyla Fransızlar'ın karşısında İngilizler kadar etkili bir rakip olamadılarsa da deniz taşımacılığındaki üstünlükleri nedeniyle İngiliz mallarını da onlar nakletmek-teydiler.(10) 1640'lı yıllarda ise Ingiltere'deki iç savaş esnasında Hollandalılar Akdeniz ticare-tindeki paylarını bu sefer İngilizler'in aleyhine geliştirmişlerdi. Leiden ürettiği yünlü kumaşların yanısıra İngiliz kumaş-larının boyanması ve kolalanması ile de İngilizler'le rekabet halindeydi. Hollan-dalılar'ın kolalamada Inglizleri geride bırakmaları nedeniyle İngilizlerin kumaş satışı azalmaktaydı. Hollandalı gemicilerin ucuz navlun ücretleri de rekabette önemli rol oynuyordu. 1649'da İngiliz tüccarlar Hollandalılar'ın büyük gemileri, ucuz nakliye ve düşük masrafları sayesinde Akdeniz'e büyük miktarlarda elbise ihrac ettiklerinden ve büyük miktarlarda Türkiye kaynaklı ürünlerin Ingiltere'ye Hollanda'dan ihrac edildiğinden yakınıyorlardı.(11) Daha sonra-ları patlak veren Ingiltere-Hollanda (1652-1654) savaşı da Hollan-dalılar'ın faaliyetlerini Ingiltere aleyhine daha da geliş-tirmesi sonucunu doğurdu. Düşük navlunları sebebiyle Hollanda ge-mileri sulh akdinden sonra yalnız Ermeni ve Yahudi tüccarlar tarafından değil fakat aynı zamanda İngiliz tüccarlar tarafından da tercih edilmekteydi.(12)

Hollanda Cumhuriyeti'nin ilk büyük elçisi Cornelis Haga İstanbul'daki ikameti süresince(1612-1639) ülkesinin ekonomik nüfûzunu geliştirmesinin yanısıra kültürel münasebetlerin gelişimine de katkıda bulunmuştu.(13)

Siyasî münasebetlerde meydana gelen gelişmeler ve doğu dillerinin öğrenil-mesinin Tıp ve matematik ilimlerinin gelişimine katkıda bulunacağı düşüncesi nedeniyle Leiden Üniversitesi'nde Arap ve Türk dillerinin tetkiki için bir kürsü kurulmuştu. Buradan yetişen bir çok şarkiyatçı kendilerini daha da geliştirmek için Doğu ülkelerine seyahat yapıyor ve buralardan yazma eserler topluyorlardı. Bunların belkide en önemlisi Jacobus Golius'du (ö. 1667). Golius Hollanda'nın Ortadoğu diplomasisinde de aktif görev yapmaktaydı. 1622'den 1624'e kadar Hollanda'nın Fas'taki elçiliğinde çalışmış ve 1625'te Doğu Akdeniz'e gitmek üzere buradan ayrılarak Halep Konsolosluğu'nda ve ardından da Istanbul'da tercüman olarak görev almıştı.(14)

Hollanda'nın Doğu ülkelerine karşı artan ilgisine karşın Osmanlı kaynakları Osmanlılar'ın Hollanda hakkında pekte fazla bilgiye sahip olmadığı izlenimini ver-mektedir.(15)

Hollanda hakkındaki bu bilgi yetersizliği nedeniyle olmalıdırki Hollan-da'nın idare şekli konusunda Osmanlı kaynaklarında çelişkili ifadeler kullanıl-mıştır. Örneğin Nâima "Felemenk memleketine vali olan Flandırya dukası" ibaresini kullanırken Evliya çelebi yönetim tarzının Krallık olduğunu kaydetmektedir. Yine 1668'de IV. Mehmed'in huzûra kabul ettiği Hollanda elçisi için Silahdar tarihinde "kralından getirdiği nâme-i hümâyûnu takdim" ettiği ifadesi yer almaktadır. Ancak XVII. yy.'ın sonlarından itibaren Türk kaynakları Hollanda'dan bahsederken idare şeklini cumhuriyet olarak kaydetmişler ve bu durum Hollanda'da cumhuriyet idaresi sona erdikten sonra da bir süre devam etmiştir.(16)

Cornelis Haga'nın ülkesine dönüşünün (1639) ardından Hollanda Hükümeti hemen bir başka büyükelçi atamamıştı ancak ahidnameleri yenilemek için elçiler gelip gitmişler ve bu suretle ticarî münasebetlerini devam ettirmişlerdi.(17) Haga'nın faaliyetlerinin bir sonucu olarak Hollanda'nın Istanbul'daki konumunun güçlenmiş bulunması nedeniyle daha az kabiliyetli diplomatlarla Hollanda'nın Istanbul'daki işlerinin yürütülmesi mümkün olabiliyordu. Bu nedenle Haga'nın dönü-şünün ardından ancak 1668'de Justinyus Colyer Istanbul'a büyükelçi olarak atanmıştı. Bu kesinti devresinde genellikle tüccar olan kişiler Hollanda'yı maslahatgüzar olarak temsil etmişlerdi. Bunlardan biri maslahatgüzarlık görevini 1655'ten 1665'e kadar yürüten Levinus Warner'di. Leiden'de şarkiyat öğrenimi gören Warner Istanbul'a bu alandaki bilgisini geliştirmek için gelmişti.(18)

Justinyus Colyer İstanbul'a geldiğinde dünya siyaseti Haga'nın dönemine nazaran oldukça değişmişti. Şimdi Osmanlılar Avusturya ve Fransa karşısında yorgun bir durumdaydı ve İspanya artık Osmanlı'nın Avrupa siyasetindeki belirleyiciliğini yitirmişti. Fakat şimdi de Fransa aleyhtarlığı Hollanda ile Osmanlı arasında siyasî işbirliği için ortak bir nokta olarak gündeme gelmişti. Yine bu esnada Girit'in zabtı için Venedik'le Osmanlı arasında zuhur eden savaşlar Hollanda'nın İzmir'de odaklanan ticaretini olumsuz yönde etkilemekteydi. Dolayısıyla Hollanda ile Osmanlı arasındaki ilişkilerin yeniden ele alınması için bir çok sebeb vardı.(19) Neticede 1680'de Sultan IV.Mehmet Hollanda'ya yeni bir ahidnâme verdi. Bu ahidnâme muhteva itibarıyla 1612 ahidnâmesinin aynısı olup kapitülasyon rejiminin sona erdiği 1923'e kadar Akdeniz'deki Hollanda varlığını şekillendirmişti.(20)

 

Dipnotlar

(1) A.H. De Groot, "Khalil Paşha, A17th-Century Ottoman Statesman (D. 1629) According To His Correspondence Remaining In The General State Archives Of The Netherlands At The Hague", VIII. Türk Tarih Kongresi Ankara 11-15 Ekim 1976 Kongreye Sunulan Bildiriler, II, Ankara 1981, s. 1420.

(2) A.H. de Groot, "The Organization Of Western European Trade In The Levant 1500-1800", Companies and Trade. Essays on Overseas Trading Companies During the Ancien Regime, Leiden 1981, s. 238.

(3) D.Goffman, İzmir Ve Levanten Dünya (1550-1650), çev. A. Anadol, N. Kalaycıoğlu, İstanbul 1995, s. 62.

(4) J. Sauvaget, "Halep", İslam Ansiklopedisi, V/I, İstanbul 1993, s. 121.

(5) Goffman, age, s. 62.

(6) Age, 85-87.

(7) A.H. de Groot, "The Organization Of Western European Trade In The Levant 1500-1800", Companies and Trade. Essays on Overseas Trading Companies During the Ancien Regime, Leiden 1981, s. 234.

(8) B.J. Slot-A. Abelmann, Osmanlilar ve Hollandalilar. Osmanlılar ve Hollandalılar Arasındaki 400 Yıllık İIişkiler,İstanbul 1990, s.17

(9) İ.H.Uzunçarşılı, Osmanli Tarihi, Ankara 1988, III/II, s. 235.

(10) M. Kütükoğlu, Osmanlı-İngiliz İktisâdî Münâsebetleri, I, Ankara 1974, s. 48.

(11) J.G. Van Dillen, Van Rijkdom En Regenten. Handboek Tot De Economische En Sociale Geschiedenis Van Nederland Tijdens De Republiek, 'S-Gravenhage 1970, s. 356-357.

(12) Kütükoğlu, age, 48.

(13) A.A. Kampman, "XVII ve XVIII. Yüzyıllarda Osmanli İmparatorlugunda Hollandalilar", Belleten, XXIII/89-92 (1959), s. 516.

(14) A.H. de Groot, "Source Materials for the History of the Middle East in the General State Archives (ARA) of the Netherlands at The Hague", Manuscripts Of The Middle East, 1 (1986), s.10.

(15) Bkz. C.Orhonlu, "Tarih Kaynaklarinda Hollandaya Âit Bilgiler", Tarih Dergisi 30 (1776) s. 9-22

(16) Age, 10-11.

(17) Uzunçarsili, age, III/II, 235.

(18) J.H.Kramers, "The Netherlands And Turkey In The Golden Age", Analecta Orientalia, I, Leiden 1954, s. 124-125.

(19) Age, 126

(20) A.H. de Groot, "The Dutch Nation In İstanbul 1600-1985. A Contribution To The Social History Of Beyoglu", Anatolica 14 (1987) s. 140.

Kadızade ABDULLAH
http://www.akademi.nl/sayi9/Tarih.htm

  nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat