1867 Paris Fuarında Osmanlı

Print

1867 Paris Fuarında Osmanlı

Paris 1867 Fuarı - Osmanlı Köşesi

The Turkish quarter, view (from left to right) of the Pavillon du Bosphore,
the mosque, the fountain, and the bath, Paris, 1867 ( L'Illustration, 2 March 1867).

Umman kadar Osmanlıyı damla kadar bilmiyoruz…

Bu kitabı okumayı tamamladığımda düşündüklerimi böyle özetleyebilirim. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1867 Paris Fuarı Komiseri Selahattin Bey tarafından yazılan ve Fransızca olarak aynı yıl Paris’te yayınlanan “Türkiye 1867 Evrensel Sergisi” adlı kitap ilk kez Türk okuruyla buluşuyor. Bilmediğimiz Osmanlı’dan birkaç damla alıp, bilinir kısmına eklemenin verdiği heyecanla kitapla ilgili birkaç bilgi vermek istiyorum.

İstanbul Fuar Merkezi olarak fuar tarihi ile ilgili yayınladığımız bu dördüncü eserle ciddi bir kitaplık oluşturmaya başladığımızı söyleyebilirim. Türk Fuarcılık Tarihi ve Fotoğraflarla Türk Fuarcılığı kitapları bizim fuarcılık tarihimize ışık tutarken, Türkçeye kazandırdığımız Dünya Fuarları adlı kitap da dünya fuarcılık tarihiyle ilgili en önemli eser haline geldi.

Elinizdeki kitap fuarcılık tarihiyle ilgili dördüncü yayınımız. Daha önce yayınlanan üç kitaptan iki önemli farkı var. Birincisi bu eser tek bir fuarla ilgili: Osmanlı İmparatorluğu’nun, 1851 Londra, 1855 Paris ve 1862 Londra sergilerinden sonra katıldığı 4. uluslar arası fuar olan 1867 Paris II. Evrensel Sergisi ile ilgili. İkinci fark, kitap sadece fuarda sergilenen ürünler ve yaşananlarla sınırlı değil: Bu önemli eser, dönemin Osmanlı tarımı, sanayisi, doğal kaynakları, lojistik ve haberleşme altyapısı hakkında çok geniş bir veri deposu. Bu açıdan da iktisat tarihimiz için vazgeçilmez kaynaklardan biri olacağı kuşkusuz.

Kitap Osmanlı İmparatorluğu’nun katıldığı ilk fuarlar ve bu fuarların sonuçlarıyla ilgili kısa bilgilerin verilmesiyle başlıyor. 1851 Londra, 1855 Paris ve 1862 Londra Evrensel Fuarlarından bahsettikten sonra 1863 İstanbul Fuarıyla ilgili ayrıntılı bilgiler veriliyor.

Fuar için tasarlanan ve inşa edilen Sergi-i Umumi Osmani binasında gerçekleşen ilk fuarımızda hangi salonda hangi ürünlerin sergilendiğinden, ürün kategorilerine kadar birçok bilgi veriliyor.

Kitabın bundan sonraki bölümünde 1867 Paris Evrensel Fuarı ayrıntılı biçimde anlatılıyor. 64 resmi kategoride gerçekleşen fuar, tüm 19. yüzyıl fuarları gibi “haşmetli” bir fuar… Osmanlı da tüm haşmetiyle yer almış bu fuarda. Halılar, kozmetik ürünleri, tıbbi ürünler, madenler, tuz (buzdolabının henüz bulunmadığı dönemlerde çok önemliydi), tahıllar, tütün, tekstil ve ipek ürünleri, orman ürünleri, müzik aletleri, büro malzemeleri, broderiler, çömlek, pipo, nargile, tespih, kafes, mimari tasarımlar, projeler, resimler, fotoğraflar, heykeller, bilimsel çalışmalar, doğal tarih koleksiyonları, arkeoloji, silahlar, mobilyalar kategorileriyle ilgili sayfalarca bilgi bulmak mümkün bu önemli eserde…

Elinizdeki kitabın son bölümü Avrupa, Asya ve Afrika’daki Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki vilayetlerle ilgili istatistiki bilgileri içeriyor. Coğrafi bilgilerden idari bilgilere, haberleşmeden taşımacılığa, demografik yapıdan ithalat ve ihracat verilerine kadar, ayrıntılı ve paha biçilemez bilgiler…

Hatta ezber bozan bilgiler. Örneğin kitaptaki son veri: 1864-1865 Devlet Bütçesi Oluşumunda Ciro ve Harcamalar Tablosu:

Gelirler Toplamı: 364 milyon Frank

Giderler Toplamı: 360 milyon Frank

Gelir Fazlası: 4 milyon Frank

Osmanlı 19. yüzyılda sürekli açık veren bütçeler ve alınan borçlar neticesinde zor durumlara düşmemiş miydi?

Umman kadar Osmanlıyı damla kadar bilmiyoruz…

 

Genel olarak iktisat tarihimiz özelde de fuarcılık tarihimiz ile ilgili araştırmaların önemini bir kez daha göstermektedir bu eser.

Bilinmeyen Osmanlı’dan daha fazla “damla”, bilinir kısma aktarılmalıdır. Böylece “ne olduğumuz” kadar “ne olmadığımızı” da daha iyi anlayacağımıza inanıyorum.

Selahattin Bey’in bu önemli eserinin Türkçeye çevrilmesinin, iktisat tarihimizle ilgili araştırmaları çoğaltacağı umuduyla…


Saygılarımla

O. Osman BİLGİVAR


Çevirmenin Önsözü

Fuarlar çok eski zamanlardan hatta tarih öncesi dönemlerden beri düzenlenen organizasyonlar olmakta ve eski zamanlarda kentsel yaşam döngüsünün bir parçası olan pazarlarda ticari malların tanıtılması ile ilk kez ortaya çıkmıştır.

Tarihte ilk fuarların M.Ö. 2000'li yıllarda kurulduğu ve Orta-Doğu, yani Mezopotamya ve Suriye ile Mısır'da kurulan bu fuarların belli kentlerde ticaret kervanlarının bir araya gelmesiyle oluşan büyük pazarlar şeklinde oluşturulduğu yönünde bulgular vardır.

Benzer fuarlar Eski Yunan ve Roma'da da görülmektedir. Romalılar işgal ettikleri yerlerde ticareti geliştirmek maksadıyla fuarlar kurmuşlardır. Eski Yunan'da halkın ürettiği malların tanıtılıp sergilenmesiyle fuar geleneği başlamıştır. Bu geleneğin hemen her farklı toplumda izleri görülmüştür.

Fakat bugünkü anlamda fuar diyebileceğimiz ve hakkında çok şey bildiğimiz Avrupa fuarları on birinci yüzyıldan itibaren kurulmuş ve yaygınlaşmışlardır. Bu bir anlamda, şehirlerin gelişmesine paralel olarak seyreden bir süreçtir.

Günümüzde, Olimpiyat ve Dünya Kupası’ndan sonra düzenlenen dünyanın en büyük etkinliği olmasına ek olarak diğer bir özelliği de fuarın tema çerçevesinde gerçekleşmesi, katılımın ticari firmalar değil ülkeler bazında yapılması ve devlet taahhütleri ile düzenlenecek kadar önemli olmasıdır. Çeşitli temalar ve “Geleceğin Şekillendirilmesi” adına buluşlar dünyada ilk kez EXPO’larda tanıtılmıştır. Bunlardan bazıları:

1855 Dikiş makinesi

1862 Hesap makinesi

1867 Hidrolik asansör, telgraf

1876 Telefon, daktilo

1900 Hareketli film

1904 Kablosuz telgraf, telsiz, planör, radyo dalgaları, elektrikli fırın

1939 Televizyon, renkli ve üç boyutlu filmler, floresanlar, neon tüpleri, pleksiglas, fiberglas, bakalit naylon.

1958 Atomik enerji

1970 Ay taşları, uzay kapsülleri, robot teknolojileri, lazer ve x ışınları, hareketli yaya kaldırımları ve telsiz telefon.

Günümüzde EXPO adını alan Evrensel Sergiler, el işçiliğinden sanayi üretimine geçiş döneminde, giderek artan sayıda katılan ülkelerin ortaya koyduğu sinerji ile her bir katılımcının kültür ve üretim potansiyelini sergileyerek adeta gövde gösterisinde bulunduğu uluslararası bir arena haline gelmiştir. Yeni icatlarla birlikte yeni tasarımlar ve yeni sanatsal yaklaşımların da ortaya çıktığı bu fuarlarda, sergileri gezenler yeni mimari stiller ile geleceğe doğru uzanan tasarımlara şahitlik etmişlerdir.

Osmanlı’da da tıpkı Avrupa’daki örnekleri gibi modernleşmenin bir göstergesi olarak ve Tanzimat’tan sonra artan bir şekilde sanayi sergileri açılmış ve bu ilerleme modern fuarcılığın başlangıcı sayılan 1851 tarihli Londra sergisine iştirak edilmeyle üst seviyelere çıkmıştır.

1867 Evrensel Sergisi’nde Türkiye isimli bu çalışma, 1800’lü yılların sonlarına doğru Sultan Abdülaziz Han’ın 46 gün sürecek Avrupa Seyahatine çıktığında ilk durağı olan ve III. Napolyon ile Kraliçe’nin davetiyle Paris Evrensel Sergisi’ne katıldığı dönemdeki fotoğrafı göz önüne koymaktadır. Osmanlı’nın geniş katılım ile yer aldığı bu sergi, gerek sergilenen ürün numunelerinin kalitesi ve eşsiz sunumu gerekse katılımcıların ortaya koyduğu ve zamanın ötesinde bir tarz ve teknolojiye sahip ürünler ile bir anlamda Osmanlı İmparatorluğu’nun, batı tarafından ortaya konulan ön yargı ve tek taraflı değerlendirmelere cevabı niteliğindedir.

Nisan 1867-31 Ekim 1867 tarihleri arasında Paris’te Champs-de-Mars’da 167 dönüm arazi üzerinde kurulan fuarın en büyük özelliği, Osmanlı İmparatorluğu’nu temsilen ilk kez bir sultanın, Sultan Abdülaziz’in, katılımı ile gerçekleşmiş olmasıdır.

Fuar alanını çevreleyen geniş alanda, Osmanlı mimarisini simgelemek üzere, Bursa Yeşil Cami’nin bir kopyası olan bir cami, Boğaziçi’nin Anadolu kıyılarında yer alan lüks köşkleri simgeleyen Boğaziçi Köşkü ve geleneksel Türk hamamının başarılı bir örneği olarak bir hamam yer almaktaydı. Fuar sonunda dereceye giren başarılı katılımcıların ödüllendirilmesi esnasında, İmparator III. Napolyon, Kraliçe Eugiene ve Sultan Abdülaziz Han yan yana oturmuş ve birlikte ödül vermişlerdir.

Osmanlı İmparatorluğu Nazırı Selahaddin Bey tarafından, sergiye katılım esnasında gerek Osmanlı İmparatorluğu namına katılan kişiler gerekse Osmanlı İmparatorluğu’nun sahip olduğu yüksek potansiyelin profilini çıkarmak üzere hazırlanan 1867 Evrensel Serigisi’nde Türkiye isimli çalışmada, 16 ana konu başlığı altında teknik bilgi verilmekte ve en son bölümde yer alan istatistiki tablo ile Osmanlı’nın 1800’lü yılların sonunda sahip olduğu güç ve kudret ortaya konulmaktadır.

Çalışmadaki en önemli bölümlerden birisi bilimsel çalışmalar ile ilgili olan bölümdür. Bu bölümde yer alan ve renklerin armonisi hakkındaki teorisini ışınların dalga boyları üzerine oluşturan bilimadamı Montani’nin en yüksek dalga boyu olan ışının boyutunun milimetrenin 645 milyonda biri olduğunu yönündeki çalışmaları ve bu bulguların müzik gamında yer alan notalar arasındaki oranla arka arkaya çarptığımızda kromatik skalayı oluşturan tüm renk ışınlarının dalga boylarına ulaşıldığı gibi sonuçlar o senelerde Osmanlı’nın bilim alanında ne kadar verimli çalışmalarda bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Osmanlı’nın tekstil, maden, orman ürünleri ve ziraat alanında sahip olduğı yüksek potansiyelin ortaya konulduğu çalışmada, sergide ortaya konulan heterojen rekabetin çok belirgin bir özelliğe sahip olduğu görülmektedir. Osmanlı İmparatatorluğu’nun merkezi olan Bab-ı Ali’ye yürekten bağlı olan halk, Osman-ı Ali’den ne kadar uzak bir mesafede olursa olsun medeniyetin ilerleyişine etki yaratacak Evrensel sergi gibi böylesine verimli ve büyük olaylarda yek vücut olmaktadırlar. Bu birlik ve beraberliğin en güzel simgesi ise lonca teşkilatlarında görülmektedir. Günümüzdeki kooperatiflere ve ticaret odalarına temel teşkil eden bu oluşumlar, ticaretin gelişmesi yönünde ortak hareket bilincini geleneksel Türk imecesiyle yoğurmakta ve eşitlik felsefesini uygulamaktadır.

1867 Evrensel Sergisi’nde Osmanlı İmparatorluğu’nun ve imparatorluk sınırları içerisindeki farklı halk ve milletlerin nasıl bir armoni içerisinde oldukları göze çarpmaktadır. Bu renkli kolaj, tütün, afyon gibi zirai ürünlerin yanı sıra halı, kilim, masa örtüsü ve çömlek yapımı gibi hususlarda kendini göstermektedir. Sergide yer alan Lemnos toprağı, Karasu tütünü ve Bursa ipeği gibi dünyada nadir olan ürünler, sergiye katılan hekesin dikkatini çekmiş özellikle Osmanlı süsleme sanatı ve dekoratif sanatlar merak uyandırmıştır.

1867 Evrensel Sergisi, bağımsızlık hareketleri ve savaşlarla yorulmaya başlayan Osmanlı İmparatorluğu için tam bir gövde gösterisi olmuş, sergiye katılanlar arasında yaşanan tatlı rekabet neticesinde sanayi kollarında değişimler ve gelişmeler yaşanmıştır.

Hakan Arca

 

Majesteleri Sultan Abdül Aziz Han Hazretleri

10 asır evvel, Halife Harun Reşit Hazretleri, Batı Medeniyetlerine arkadaşlık ve dostluk duygularının birer ifadesi olarak dünyada bir numara olan Asya ülkeleri sanayilerinin üretimi neticesinde ortaya çıkan ve dünya çapında söz sahibi olan hediyeleri göndermiştir.

Günümüzde, siz, haşmetmahabları bunu çok daha öteye taşıyarak Fransa Kralı’nın davetine bilfiil kendi icablarınız ile içinde bulunduğumuz zamanın en önemli hadiselerinden biri olan ve katılımımızın davetle elzem olduğu; dünya çapında hayrete mucip olan tarihte altı çizili olarak yer alacak emekçilerin katılımı ve rekabeti ile gerçekleşecek ve bizi takip eden uluslara bir emsal teşkil edecek 1867 l'Exposition Universelle’i teşrif edecektir.

Böylesine büyük hadisenin bir hediyesi olarak, biz haşmetmahablarının naciz kulları olarak işbu eser ile bize yüce efendimizin Pay-i tahtın ilerlemesi ve gelişmesi yönünde açtığı yolda yürüme uğruna ortaya koyduğumuz gayretlerin ve sahip olduğumuz yeteneğin ortaya konulması ve 1863 yılında düzenlenen ve aziz Pay-i tahtın gelecek yolunda ortaya koyduğu kilometre taşı olan 1863 Evrensel Sergisi’nden bu yana kaydedilen inkişafın en iyi şekilde dile getirilmesine çalışılmıştır.

Sadık hizmetkârınız ve kulunuz

Salahaddin

1867 İmparatorluk Sergi Komiseri

http://kutuphane.ifm.com.tr/Kitap-turkiye-1867-evrensel-sergisi_6.html

  nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat gebze evden eve nakliyat